HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Yüzüne karşı verilen 30.03.2016 tarihli hükmü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre içerisinde 05.04.2016 tarihinde temyiz eden sanık ...'ın temyiz isteminin süresinde olduğu tespit edildiğinden tebliğnamedeki ret görüşüne iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1. Katılan ...'in distribitörü olduğu ve Türkiye'deki bayilere bizzat dağıttığı 90 adet Momentus marka saatinin, park hâlindeki firmaya ait aracın içerisinden araç camı kırılmak suretiyle 15.08.2015 tarihinde belirlenemeyen bir saatte çalındığı, katılan ...'in bu durumu bayilere haber verdiği, bu olaydan 6 gün sonrası 21.08.2015 tarihinde saat işiyle uğraşan ... isimli kişinin katılanı arayarak ... isimli bir şahsın elinde Momentus marka saatlerinin olduğunu ve bu saatleri nasıl satabileceğini kendisine sorduğunu, kendisinin de hiçbir şey söylemeden geçiştirdiğini bildirmesi üzerine katılanın sanık ...'ı telefondan aradığı, sanık ...'ın katılan ...'e yeğeni olan sanık ...'da kol saatlerinin olduğunu ve bu saatleri satmak istediklerini söylediği, bundan iki gün sonrası 23.08.2015 tarihinde gece saat 04.00 sıralarında katılanı sanık ...'nın aradığı ve kendisinde saatlerin olduğunu bir kısmını sattığını beyan ettiği, sanıkların suçlamaları kabul etmedikleri, sanık ...'ın saatlerin çalıntı olduğunu bilmediğini, yeğeni olan diğer sanık ...'ın ricası üzerine yardımcı olduğunu savunduğu, sanık ...'ın kolluk huzurundaki ifadesinde bu saatleri ... lakaplı açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği bir kişiden satın aldığını savunduğu, mahkeme huzurundaki ifadesinde ise yakalanmasından 1 ay kadar öncesinde saatleri çocuklardan tanesini 100,00 TL'den satın aldığını, çalıntı olduklarını katılan ile konuştuktan sonra öğrendiğini savunduğu ve satın aldığı kişinin kimlik bilgilerini adresini bilmediğini, eşgalini de veremediğinin anlaşılması karşısında; sanıkların eylemlerinin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıkların hayatın olağan akışına uygun düşmeyen savunmalarına itibar edilmek suretiyle suçun hukuki nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

2. Kabule göre de;
24.10.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanıkların eylemlerine uyan TCK'nın 165/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümlerde 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.