Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/1675 Esas, 2016/677 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Sanık müdafii temyizinde özetle; sanığın suç işleme ve zarar verme kastı bulunmadığı, zira sanığın belgeyi yetkili müdürlerin bilgisi ve talimatıyla yaptığı, ayrıca katılan şirketin zarara uğramadığı, aksine kar ettiği, katılanın şikâyetinin asıl amacının, 20 yıldır çalışan davacının iş akdinin tazminatsız feshedilmesi olduğu gerekçesi ile kararın bozulmasını istemiştir.
1.Sanığın, çalıştığı katılan şirketin "malzeme bilgi değişiklik formunu" katılanlar ... ve...'ın bilgisi ve rızası dışında düzenleyip adlarına imzalayıp kullanmak sureti ile özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık özetle, suçlamaları reddetmiştir.
3. Uzmanlık raporunda özetle; belgedeki sanık adına atılı imzanın sanığın eli ürünü olduğu, el yazıları ve katılanlara atfen atılı imzaların katılanlar ve sanıkla irtibatının tespitlenemediği belirtilmiştir.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
2.Ancak;
Mahkemenin hüküm fıkrasında; "Sanık hakkında Sapanca Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 28/04/2015 tarih, 2014/713 esas ve 2015/215 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardaki denetim süresi içerisinde mahkememizde ki yargılamaya konu suçu işlediği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının gereği ve takdiri için mahkemesine ihbarda bulunulmasına" kararı verildiği, ancak hakkında ihbarda bulunulacak kararın karar tarihinin 28.04.2015, kesinleşme tarihinin 29.06.2015 olup eldeki suç tarihinden sonra olduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının oluşmadığı, diğer yandan suç tarihinin 16.10.2014 olduğunun gözetilmemesi nedenleri ile karar hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Sakarya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.04.2016 tarihli ve 2015/1675 Esas, 2016/677 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan ""Sanık hakkında Sapanca Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen 28/04/2015 tarih, 2014/713 esas ve 2015/215 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardaki denetim süresi içerisinde mahkememizde ki yargılamaya konu suçu işlediği anlaşılmakla, hükmün açıklanmasının gereği ve takdiri için mahkemesine ihbarda bulunulmasına" şeklindeki paragrafın çıkartılarak, ayrıca; "10.02.2015" şeklinde yazılı suç tarihi çıkartılarak yerine "16.10.2014" tarihinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2024 tarihinde karar verildi.