Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine vekili
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... Belediyesi vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " eksik araştırma inceleme ile karar verildiği, aynı tapu kaydına dayalı olarak tespiti yapılan 107 ada 11 parsel yönünden tefrik kararı verilmesinin hatalı olduğu, suya elatma ve su rejiminin düzenlenmesine ilişkin davalar inşai nitelikte olduğundan bu davalarda Kadastro Mahkemesince hüküm kurulamayacağı, mahkemece dayanak kayıttaki 1/4 hisse sahibi ... kızı ... ile davacılar arasında ırsi bağın araştırılmadığı açıklanarak, malik hanesi boş olduğundan gerçek hak sahibinin tespit edilmesi hususunda usulüne uygun araştırma inceleme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " keşif, bilirkişi raporları ve alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirildiğinde, 112 ada 28 parsel yönünden, tapu kayıtları da dikkate alınarak 1/4 pay sahibi ... kızı ...'nin kim olduğunun ve davacılar ile murisleri arasındaki ırsi bağın mevcudiyetinin tespit edilmediği, 3/4 payın ise devir ve intikaller dikkate alınarak paylar oranında son nüfus kaydına göre tespit edilen yasal mirasçılar adına tescili gerektiği, 107 ada 11 parsel yönünden orman ve ziraat bilirkişileri raporunda, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun ve komşu tarım parsellerinin devamı niteliğinde olduğunun, Belediye tarafından yapılan hafriyat ve kaptaj alanı çalışması nedeniyle taşınmazın niteliğinin bozulduğunun ve taşınmazın dayanak tapu kapsamında kaldığının belirtildiği, devir ve intikaller dikkate alınarak davanın kabulü ile malik hanesi açık olarak geldiğinden tescil hükmü kurulması gerektiği, davalı Belediyenin her iki taşınmaza da müdahalesinin bulunduğunun anlaşıldığı " gerekçesiyle, davacının 112 ada 128 parsel yönünden davasının kabulüne, malik hanesi açık olan iş bu parselin malik hanesinin 80640 pay olarak kabulü ile paylar oranında tesciline, davacının 107 ada 11 parsel yönünden davasının kabulü ile malik hanesi açık olarak gelmesi gereken taşınmazın 16.09.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.080,26 m2'lik kısmının kadastro tespitinin iptali ile bu kısma aynı ada son parsel numarası verilmek suretiyle tamamının 80640 pay olarak kabulü ile paylar oranında tarla vasfıyla tesciline, 107 ada 11 parsel sayılı taşınmazın geriye kalan kısmının tespit gibi tesciline, davalı ... Belediyesinin iş bu taşınmazlara vaki elatmasının önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 112 ada 28 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... Belediyesi vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, bu parsel yönünden hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Dava konusu 107 ada 11 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; taşınmazın kadastro tutanakları malik hanesi açık bırakılmak suretiyle kadastro mahkemesine devredildiğine göre, davada 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 30/2 nci maddesi uyarınca re'sen araştırma ilkesi geçerli olup, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, taşınmazın tamamı hakkında orman araştırması yapılması gerekirken, sadece (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümüne ilişkin rapor alınıp kalan kısım yönünden bu konuda araştırma yapılmaması ve gerçek hak sahibi belirlenmeksizin yazılı şekilde kalan kısmın tespit gibi tesciline şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamına göre taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmadığı gözetilerek, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise ilgili karar örnekleri bulundukları yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte; dosya kapsamına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun)
karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; söz konusu belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun ( 6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve böylelikle çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, dava konusu 112 ada 28 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu parsel yönünden ONANMASINA,
Davalı ... vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin, dava konusu 107 ada 11 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca bu parsel yönünden BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden daval davalı ... Başkanlığına iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.