Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, Av. ... ve Av. G. ...'ın bir kısım katılanlar yönünden temyiz isteminin süresinden sonra olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2013/390 Esas, 2014/446 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir.
Katılan vekillerinin temyiz istemleri, atılı suçun oluştuğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.
Katılanlar vekilleri Av. ... ve Av. G. ... ...ve ...'e yönelik eylemler hakkında da temyiz isteminde bulunmuş ise de adı geçen kişilere karşı eylemler nedeniyle sanık hakkında açılmış bir kamu davasının bulunmadığı ve Mahkeme tarafından karar da verilmediği belirlenerek yapılan incelemede;
A.Sanık Hakkında Katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... ve ...'e Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Bir kısım katılanlar vekili olan Av. ... ve Av. G. ...'ın kovuşturma aşamasında temsil ettikleri bir kısım katılanlar lehine hüküm sonrasında süre tutum dilekçesi sundukları, bu dilekçe içerisinde yukarıda adı geçen katılanların yer almadığı, kaldı ki bu katılanların vekaletnamelerinin bulunmadığı gibi kovuşturma aşamasında da vekille temsil edilmedikleri, buna karşın sunulan gerekçeli temyiz dilekçesinde adı geçen katılanların da isimlerinin bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılan asillerin yokluğunda verilip usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen kararlara karşı temyiz isteminde bulunmadıkları, bu katılanlar yönünden vekaletname sunmayan Av. ... ve Av. G. ...'ın da karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulundukları anlaşılmıştır.
B.Sanık hakkında katılanlar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., Nazlı (Günşen) Çapkın, ..., ...'a Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesinin nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlandığı, aynı Kanun'un 66 ncı maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denildiği, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerektiği, somut olayda dershane işleticisi olan sanığın bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği ve eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 29.01.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
1. Sanık Hakkında Katılanlar ..., ..., ..., ...,..., ..., ... ve ...'e Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Katılan asillerin yokluğunda verilip usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen kararlara karşı temyiz isteminde bulunmadıkları, bu katılanlar yönünden vekaletname sunmayan Av. ... ve Av. G. ...'ın da karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulundukları anlaşıldığından hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan vekillerinin temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Sanık hakkında katılanlar ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... ..., ...'a Yönelik Eylemleri Nedeniyle Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2013/390 Esas, 2014/446 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekillerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2024 tarihinde karar verildi.