Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.03.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûmiyet ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 14.03.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Sanığın Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.04.2016 tarihli ve 2015/147 Esas, 2016/351 Karar sayılı kararı ile denetim süresi içerisinde 07.02.2015 tarihinde işlediği, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmesi üzerine iş bu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
3. Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2016/408 Esas, 2016/413 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; hükmün gerekçesiz olması ve kabule göre de, mahkemece suça konu nüfus cüzdanı üzerinde inceleme yapılmadan, aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığı tartışılmadan karar verilmesi nedenleriyle bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; mahkûmiyet hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Yapılan üst aramasında, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak E.G.'nin kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanı ele geçen sanık hakkında açılan kamu davasında; sanığın ikrarı, Emniyet Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün suça konu belgemin tümden sahte oluşturulduğunu ve aldatma niteliğinin bulunduğunu tespit eden uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı itibarıyla yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
A. Tebliğname Yönünden
İddia, savunma ve tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle kurulan hükümde yeterli gerekçeye yer verildiği, Emniyet Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporundan suça konu belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nın 217. maddesi uyarınca suçun subutu konusunda kanaate ulaşan mahkemenin takdir ve değerlendirmesinde isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Adli emanette kayıtlı suça konu belge akıbeti hakkında karar verilmemiş ise de mahallinde her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2016/408 Esas, 2016/413 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.03.2024 tarihinde karar verildi.