Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2015/570 Esas, 2016/377 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; suça konu çeklerin sahte olduğunu bilmediğine ilişkindir.

Sanık hakkında sahte olarak üretilen suça konu yasal unsurları ve aldatma niteliğini haiz 25.09.2014 keşide tarihli, 12.300,00 TL tutarındaki ve 30.09.2014 keşide tarihli, 11.750,00 tutarındaki iki adet çeki katılana vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; yüklenen suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

1. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 tarihli ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu'nda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. Türk Ticaret Kanunu uyarınca çek metninde bulunması gerekli zorunlu unsurlardan olan keşide yerinin bulunmaması halinde senedin özel belge niteliğinde olacağı, dosya içerisinde bulunan suretleri bulunan suça konu çek suretleri üzerinde heyetimizce yapılan gözlemde keşide yerinin belirtilmediği, bu nedenle çek vasfında bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesi uyarınca özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, iddia, savunma, katılan ve tanık anlatımları ile tüm dosya kapsamı itibarıyla suça konu belgelerin sanık tarafından katılana aynı anda verildiği ve farklı zamanlarda düzenlendiğine dair kesin delil bulunmadığı anlaşılmakla, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge çeşitliliğinin 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,

3. Suça konu belgelerin dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2016 tarihli ve 2015/570 Esas, 2016/377 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.03.2024 tarihinde karar verildi.