Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil (mera kaydının iptali) davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı Erzincan ili Kemah ilçesi İncedere Köyü sınırları dahilinde bulunan 101 ada 25 parsel ile 106 ada 37 parsel sayılı taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanuna (3402 sayılı Kanun) göre gerçekleştirilen çalışmalar neticesinde mera vasfıyla tespit edildiğini, yapılan bu tespitin hukuka aykırı nitelikte olduğunu belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptal edilerek orman vasfı ile tescil edilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra açılması nedeniyle reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.10.2010 tarihli ve 2016/1819 Esas, 2017/7217 Karar sayılı ilamıyla; "“Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararlarının yerleşik içtihat halini aldığı" belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda "Somut olayda, 08/11/2018 tarihli ziraat bilirkişi ek raporunda, dava konusu 101 ada 25 parsel sayılı taşınmazın yoğun ağaç bulunan arazi mera özelliklerini taşısa da taşınmaz üzerinde bulunan meşe ağacı öbekleri nedeniyle kesin olarak mera parseli veya orman parseli olduğu yönünde kanaat oluşmadığının belirtilmesi, 04/07/2019 tarihli orman bilirkişi raporunda, 116,4785,5658 sayılı yasalarla ilişkisinin tartışıldığı ve alanın orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna ulaşıldığının belirtilmesi, 19/09/2019 tarihli harita bilirkişi raporunda, 1973 uçuş tarihli hava fotoğrafının stereoskopik incelemesi sonucu 101 ada 25 parsel sayılı taşınmazın üzerinde orman ağaç-ağaççıkların bulunduğu, mera olarak kullanılabilecek açık alanların ve ot-otsu bitkilerin hakim olmadığının belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın orman vasfında olduğu sonucuna varılmış; her ne kadar 19/09/2019 tarihli harita bilirkişi raporunda, 1973 uçuş tarihli hava fotoğrafının stereoskopik incelemesi sonucu 106 ada 37 parsel sayılı taşınmazın üzerinde orman ağaç-ağaççıkların bulunduğu, mera olarak kullanılabilecek açık alanların ve ot-otsu bitkilerin hakim olmadığı belirtilmiş ise de, 08/11/2018 tarihli ziraat bilirkişi ek raporunda, taşınmaz üzerinde az miktarda meşe ağacı fertlerinin olduğu, yüzey alanının çoğunlukla boşluk ve hayvan otlatmaya uygun çok yıllık bitki örtüsü ile kaplı olduğu, mera arazileri ile benzer özellikler taşıdığı ve mera olarak kullanılabileceği, komşu parsellerin de mera arazileri niteliğinde göründüğünün belirtilmesi, 04/07/2019 tarihli orman bilirkişi raporunda, taşınmazın orman bütünlüğü içerisinde kalmadığı, nizalı çevresi ile birlikte değerlendirildiğinde benzer alanların olduğu, bu nedenle orman içi açıklıktan da söz edilemeyeceği, 3116,4785,5658 sayılı yasalarla ilişkisinin tartışıldığı ve alanın orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna ulaşıldığının belirtilmesi, dava konusu taşınmazın komşu parselleri olan 106 ada 7,8,10,11,12,13,38 ve 55 parsel sayılı taşınmazların susuz tarla vasfında, 109 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların ise arsa vasfında bulunması ve dava konusu taşınmaz için verilmiş mera tahsis kararı bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın mera vasfında olduğu" gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne kısmen reddine; dava konusu Erzincan ili, Kemah ilçesi, İncedere köyü, 101 ada 25 parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırmasının iptali ile “orman” vasfıyla Hazine adına tesciline, dava konusu Erzincan ili, Kemah ilçesi, İncedere köyü, 106 ada 37 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın esastan reddine" karar verilmiş olup; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, mera kaydının iptali istemine ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamış, arazi kadastrosu ise 1988 yılında ilan edilerek kesinleşmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekili ve davalı Hazinenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

27.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.