Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının adının "..." olarak değiştirilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının gerçek adının "..." olduğunu, T.C. vatandaşı ile evlenmesi nedeni ile T.C. vatandaşlığına geçişi sırasında adını "..." olarak yazdırdığını, ancak bu isimle sorunlar yaşadığını bildirerek adının asıl adı olan "..." olarak değiştirilmesini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

1-Dava dilekçesine ekli vekaletname genel nitelikte olup, vekil eden davacının adının değiştirilmesi konusunda özel bir yetkiyi içermemektedir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olan adın değişikliği davasının vekil aracılığı ile açılabilmesi için vekile verilen vekaletnamede özel yetki olması gerekir.
Bu durumda mahkemece genel vekaletname ile dava açan avukata dava konusu işle ilgili özel yetkiyi içeren vekaletnamesini ibraz etmesi ya da asilin dilekçe ile veya bizzat duruşmaya gelerek özel yetkisi bulunmayan vekilin açmış olduğu davaya ve yapılan işlere icazet verdiğini bildirmesi gerekir. Aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken esas hakkında hüküm kurulması,
2-4721 sayılı Türk Medeni Yasası'nın 27. maddesi hükmüne göre adın ve soyadın düzeltilmesi haklı nedenlere dayanılarak hakimden istenebilir. Somut olayda davacı, İngiltere vatandaşı iken Türk vatandaşlığına geçmiş olup aynı zamanda İngiltere vatandaşlığını da korumaktadır. Türk vatandaşlığına geçiş sırasında adını değiştirmiş ise de; bu durumun kendisi için karışıklık ve zorluk yarattığını bildirerek adının vatandaşlığa geçmeden önceki adı ile değiştirilmesini istemiştir. Bu durumda davanın hukuki dayanağı Türk Medeni Kanunu'nun 27. maddesi olup, davacının kullanmak istediği adın Türk Harflerinden oluştuğu ve davacı iddiasının kolluk araştırması ve tanık anlatımları ile doğrulandığı da dikkate alındığında davanın kabulüne karar vermek gerekirken, almak istediği adın Türkçe karakterler içermediği ve tanıkların da olayı tam doğrulamayıp, davacının hukuki menfaati oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.