Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bolu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 26.02.2014 tarihli ve 2012/882 Esas, 2014/154 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 inci maddesi uyarınca 3.000 TL adli para cezası ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Bolu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin, 26.02.2014 tarihli ve 2012/882 Esas, 2014/154 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.06.2019 tarihli ve 2017/31505 Esas, 2019/6904 Karar sayılı kararı ile "...sanığa yüklenen bedelsiz senedi kullanma suçu hakkında, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu.." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/463 Esas, 2019/527 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 inci maddesi uyarınca 3.000 TL adli para cezası ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4.Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/463 Esas, 2019/527 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14.12.2020 tarihli ve 2020/8793 Esas, 2020/11986 Karar sayılı kararı ile:"...Sanığa isnat edilen “Bedelsiz senedi kullanma” suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanununun 31. maddesiyle eklenen geçici5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma üzerine, Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2021/28 Esas, 2021/95 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 2.240 TL adli para cezası ve 360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. Sanık müdafii ve katılan vekilinin itirazı üzerine, Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/166 Esas, 2021/667 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 inci maddesi uyarınca 3.000 TL adli para cezası ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, zamanaşımının dolduğuna, usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
1.Suç tarihinde katılan ile galericilik yapan sanığın araç takası üzerine anlaştıkları, katılanın ... plakalı aracını sanığa, sanığın da ... plaka sayılı aracı katılana verdiği, katılanın değer farkı olarak 6.000 TL için 1.000 TL lik senet ve hamili olduğu Türkiye İş Bankası ... şubesinden verilme, 31/08/2012 keşide tarihli, 318 25 89 seri numaralı, 5.000 TL bedelli çeki sanığa verdiği, katılanın aracı beğenmemesi üzerine 01/05/2012 tarihinde aldığı aracı sanığa iade ettiği, kendisinin verdiği aracı ve senet ve çekin de iadesini istediği, sanığın aldığı aracı ve 1.000 TL lik senedi iade etmesine rağmen takas sözleşmesinin feshinden dolayı 5.000 TL lik çeki de iade etmesi gerektiği halde iade etmediği, suça konu çeki alışveriş yaptığı kuyumcu dükkanına vermek suretiyle kullandığı, bu şekilde üzerine atılı bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2.Sanık savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de, katılan beyanları, katılan beyanlarını doğrulayan tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, katılan tarafından sanığa verilen 1000 TL'lik senedin katılana iade edilip, 5000 TL'lik çekin ... tarafından tahsil edildiği, taraflar arasındaki ihtilafın aralarındaki hukuki ilişkinin ne olduğuna ilişkin olduğu, katılanın vazgeçilen araç alım satımından kaynaklandığını, sanığın ise katılana borç olarak verildiğini savunduğu, sanığın savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, katılan ve tanık beyanlarının ise birbiriyle uyumlu ve oluşa uygun olduğu, sanığın geri verilen araç için katılandan aldığı çeki ciro ederek kullandığı bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği kanaatine varılarak mahkumiyetine karar verilmiştir.
3.Bozma sonrası dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor düzenlendiği, sanığın katılanın zararını gidermediği anlaşılmıştır.
4.Yapılan yargılama sonunda, katılanın beyanlarının samimi olduğu değerlendirilmiş ve sanığın suça konu geri verilen araç için katılandan aldığı çeki ciro ederek kullandığı, bu şekilde atılı suçu işlediği kanaatine varılarak temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bolu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/166 Esas, 2021/667 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan ''30 gün'', ''25 gün'' ve ''500.00 TL'' ibarelerinin çıkartılarak yerlerine sırasıyla ''5 gün", ''4 gün'' ve ''80,00 TL'' ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.