Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2017 tarihli ve 2015/138 Esas, 2017/62 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesine, aynı Kanun'un 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 10.500,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına ve 15 eşit taksitlendirmeye,
2.İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2017 tarihli ve 2015/138 Esas, 2017/62 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 13.12.2017 tarihli ve 2020/1803 Esas, 2017/2197 Karar sayılı kararıyla bozulmasına,
3.Bozma üzerine İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli ve 2018/28 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine,
2.İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli ve 2018/28 Esas, 2021/243 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi kararıyla beraat hükmü kaldırılarak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ertelenmesine ve aynı Kanun'un 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca sanığın 1 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına,
Karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın üzerine atlı suçun öğelerinin oluşmadığına, tadilatların bina vasfında olmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın ruhsat ve eki projelerine aykırı imalatlar yapmak suretiyle üzerine atılı imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davasının açıldığı ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, söz konusu aykırılıkların bina vasfında olmadığı, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verildiği belirlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yapı tatil zabıtları ve bilirkişi raporlarına göre tuğla ve duvar örülerek salon ve odaya ilave edilmek suretiyle kapalı alan kazanıldığı ve suça konu imalatın bina niteliğinde olduğu, bir kısım bağımsız bölümler için yapı kayıt belgesi alınmış ise de diğer bağımsız bölümler için aykırılığın kaldırılmadığı ve yapı kayıt belgesi alınmadığı, böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmü kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinde "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 5 inci maddesinde de bina kavramının "Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanmıştır.
3194 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre "Derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir". Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 14 ve 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesine göre esaslı tadilat, "Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler." şeklinde tanımlanarak, esaslı tadilatın, ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.
Dosya içerisindeki 22.02.2016 tarihli ek bilirkişi raporunda esaslı tadilat olduğu belirlenen davaya konu aykırılıkların taşıyıcı unsurları etkileyip etkilemediğinin statik betonarme proje müellifinin hazırlayacağı onaylı hesaplama ve rapor sonucunda yapılacak inceleme ile tespit edilebileceği belirtilmiş olup sanık müdafii tarafından dosyaya sunulan 12.04.2016 tarihli inşaat mühendisi ... ... tarafından tanzim edilmiş teknik raporda aykırılıkların taşıyıcı sistemde herhangi bir tehlike yaratmadığı belirtilmiş ise de; 12.04.2016 tarihli raporun hiçbir teknik değerlendirme içermediğinin anlaşılması karşısında, bahse konu aykırılıkların taşıyıcı sistemi etkileyip etkilemediği hususlarında teknik ve bilimsel verilere dayalı görüş içeren ek bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle karar verilmesi,
2.Kabule göre; sanığın Marmaris 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.01.2017 tarihli ve 2015/138 Esas, 2017/62 Karar sayılı kararıyla 10.500,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına dair kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 13.12.2017 tarihli ve 2020/1803 Esas, 2017/2197 Karar sayılı kararıyla bozulduğu anlaşılmakla, istinaf bozma kararından önce tayin olunan hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği gözetilmeden incelemeye konu hükümde hapis cezasına karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesinde yer alan cezayı aleyhe değiştirme yasağına aykırı davranılması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2024 tarihinde karar verildi.