İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2019 tarihli ve 2019/25 Esas, 2019/324 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 29.03.2021 tarihli ve 2020/31 Esas, 2021/627 sayılı Kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

3. Tespit değerlendirme tutanağında yer alan yazışmaların örgütsel içerikte olmadığına,

4. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,

5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkin olup,temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle;

1. Sanığın Bylock'u örgütsel amaçla kullandığına dair kesin ve somut delliler bulunmadığına,

2. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın aşamalardaki istikrarlı savunmalarında "eşinin Bylock programını kullandığını, eşinin kendi telefonundan bu programı paylaşarak kendi telefonuna yüklediğini, bu programın cemaat üyeleri tarafından kullanıldığını bildiğini, Bylock telefonuna yüklenince kendi kullanıcı adını ve şifresini oluşturduğunu, hatırladığı kadarıyla sadece eşini eklediğini ve onunla yazıştığını, örgütsel bir faaliyette bulunmadığını sadece eşi ile konuşmak için kullandığını, en fazla bir ay kadar kullandığını" ifade ettiği, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağında yer alan yazışma içeriklerinde, ... ID'nin ... ID'ye örgütsel nitelikte olmayıp eşi ile özel görüşme niteliğinde olduğu, sanığın Bylock Tespit Değerlendirme tutanağında ekli kişiler listesinde yer alan ... Adlı kişinin eşi ile aynı kullanıcı olduğunun tespit edildiğinin anlaşılması karşısında böylece ByLock programının örgütsel amaçla kullanıldığına dair her türlü şüpheden arınmış, kesin, somut ve tam inandırıcı delil elde edilemediği, dosya kapsamında sanık aleyhine başkaca delil bulunmadığı anlaşılmakla atılı suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 29.03.2021 tarihli ve 2020/31 Esas, 2021/627 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre sanığın tahliyesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde derhal salıverilmesinin sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İzmir 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2024 tarihinde karar verildi.