İNCELEME KONUSU
Mahkûmiyet
Sungurlu Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.11.2019 tarihli ve 2019/74 Esas, 2019/389 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya kalmak suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 23.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 30.12.2020 tarihli ve 94660652-105-19-18528-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.01.2021 tarihli ve KYB - 2021/6601 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.01.2021 tarihli ve KYB - 2021/6601 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/1. maddesinde, "Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır." hükmünün yer alması karşısında, somut olayda sanığa atılı suçun 12/10/2015 tarihinde işlendiği, tekerrüre esas alınan Sungurlu Asliye Ceza Mahkemesinin 12/07/2018 tarihli ve 2017/280 esas, 2018/562 sayılı kararının ise suç tarihinden sonra 06/09/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, anılan ilâmın tekerrüre esas alınamayacağı ve sanığın adli sicil kaydında sırf askeri suça ilişkin başka tekerrüre esas mahkûmiyeti de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı/bakaya/saklı suçlarının oluşabilmesi için, öncelikle suç tarihinde yürürlükte bulunan (mülga) 1111 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d) veya (e) bentlerinde yer alan kabahatlerin herhangi birinden dolayı kesinleşmiş bir idarî para cezası bulunması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık hakkında yoklama kaçağı olmak kabahatinden verilen Sungurlu Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Bürosunun, 25.08.2015 tarihli ve 3712 Esas, 80 Karar sayılı idarî para cezası kararının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10 uncu maddesine göre öncelikle sanığın bilinen son adresine tebliğe çıkartılması, ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligatın yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılması gerekirken doğrudan sanığın MERNİS adresine tebliğe çıkartılması ve bu adreste 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre 12.10.2015 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; doğrudan MERNİS adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan idarî yaptırım kararının tebligatının usulüne uygun olmadığı ve dolayısıyla sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idarî yaptırım kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay incelemesi sırasında saptanan yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedeni, Kanun yararına bozma konusu yapılmadığından, belirtilen Kanun yolunun niteliği gereği re'sen giderilemeyecektir, dolayısıyla ayrıntılarına yer verilen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 26.03.2024 tarihinde karar verildi.