Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde kabul edildiği, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
Yapılan incelemede; Deniz Hava Savunma Batarya Komutanlığı emrinde görevli sanık ...'ın 14.06.2016 tarihinde çıkmış olduğu sıhhi izinden 24.06.2016 tarihine kadar dönerek Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, daha sonra 26.07.2016 tarihinde kendiliğinden Birliğine katıldığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında izin tecavüzü suçundan 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 73 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; ailevi problemleri ve borçları sebebiyle Birliğine süresinde katılamadığını beyan etmiştir.
Kovuşturma aşamasında dinlenen psikiyatri uzmanı bilirkişi mütalaasında sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 ve 34 üncü maddelerinden yararlanmasının uygun olmadığını belirtmiştir.
Tetkik edilen tüm dosya kapsamına göre; sanığın izin süresini geçirmesine ilişkin mazeret olarak ileri sürdüğü hususların askerlik hizmetine üstün tutulabilecek nitelikte olmadığı anlaşılmakla; atılı suça konu eyleminin Mahkemece sabit görülerek sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
1632 sayılı Kanun'un, 14.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6722 sayılı Kanun ile değişik Ek 8 inci maddesi uyarınca dört ay veya daha fazla süreli hapis cezalarının, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkün olmadığı halde sanık hakkındaki hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesi hatalı ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.