ŞİKAYETÇİ: Türkiye Vakıflar Bankası

SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

1. Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi Türkiye Vakıflar Bankasının kamu davasına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı; usulsüz olarak verilen katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşılmıştır.

2. Sanığın temyiz talebi yönünden yapılan ön incelemede ;
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/150 Karar sayılı kararı ile sanığın;

a. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 62 53,58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 21.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyizi; hükümleri usül ve yasaya aykırı olduğu iddiasıyla bozulması talebine ilişkindir.
Şikayetçi Vakıflar Bankası vekilinin temyiz talebi; sanığın üst hadden cezalandırılması talebine ilişkindir.

1. Sanığın yasal unsurları haiz, tamamen sahte olarak üretilmiş, 12.840,00 TL tutarlı çeki vererek katılan ...'dan pompa aldığı,katılan ...'in çeki ciro ettiği ancak çekin bankaya ibrazı ile sahte olduğunu anlaşılması üzerine yapılan soruşturma neticesinde sanık hakkında atılı suçlardan dava açılmıştır.
2....Kriminal Polis Laboratuvarının 17/09/2015 tarih ve ANK-BLG-15-02365 sayılı raporunda ''çekin orjinal çek yaprağı olduğu, çek üzerindeki "çekin verildiği şube bilgileri, çek bilgileri ve keşideci şirket bilgilerinin" bulunduğu matbu bölümlerindeki evvelce mevcut ibarelerin fiziksel yolla silinerek bu bölümlere halen mevcut ibarelerin basılmış olduğunun, çekin aldatma kabiliyetini haiz olduğunun tespit edildiği, çekin ön yüzündeki yazıların, arka yüzündeki "... ve "..." yazılarının sanık ... elinden çıktığının, ... adına atılı bulunan 3.ciranta imzasının sanık ... elinden çıktığının tespit edildiği, çekin arka yüzündeki ... adına atılı bulunan 1.ciranta imzası ile sanık ...'un mukayese imzaları arasında benzerlikler görüldüğü ve bu imzanın ... elinden çıkmış olmasının kuvvetle mümkün ve muhtemel olarak değerlendirildiği, çekin ön yüzündeki keşideci imzası sanığın mukayese imzaları arasında kısmi benzerlikler görüldüğü ve imzanın sanık elinden çıkmış olmasının ihtimal dahilinde değerlendirildiği, yine çekin arka yüzündeki "Mahmut Ertürk" isim yazısı ve altında atılı bulunan 2. ciranta imzası ile sanığın mukayese imza ve yazıları arasında kısmi benzerlikler görüldüğü'' belirtilmiştir.

3. Sanık suçu kabul etmeyip çekin doldurulmuş vaziyette kendisine verildiğini belirtmiştir.

4. Mahkemece suça konu çek incelenmiş ve aldatıcılık niteliği olduğu belirlenmiştir.

5. Mahkemece sanığın çelişkili beyanları, bilirkişi raporu, oluş ve tüm dosya kapsamına göre sanığın her iki suçtan da mahkûmiyetine hükmedilmiştir.

A. Şikayetçi Türkiye Vakıflar Bankası Vekilinin Temyizi Yönünden
Sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından doğrudan zarar görmeyen Türkiye Vakıflar Bankasının kamu davasına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının hükümleri temyiz etme yetkisi vermeyeceği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı,aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanığın Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Temyizi Yönünden

1. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2012 kesinleşme tarihli, 2007/22 Esas ve 2009/344 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 2 yıl 5 ay gün hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2006 tarihli ve 2006/380 Esas, 2009/77 Karar sayılı 6 ay hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması hukuka aykırı bulunmuş ancak bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

C. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden

1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiş ancak;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2012 kesinleşme tarihli, 2007/22 Esas ve 2009/344 Karar sayılı ilamıyla hükmolunan 2 yıl 5 ay 7 gün hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Akşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2006 tarihli, 2006/380 Esas ve 2009/77 Karar sayılı 6 ay hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması hukuka aykırı bulunmuş ancak bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

A. Şikâyetçi Türkiye Vakıflar Bankası Vekilinin Temyizi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/150 Karar kararına yönelik şikâyetçi temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanığın Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Temyizi Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/150 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden tekerrüre ilişkin hükmün çıkarılarak yerine;' 'Sanığın, Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2009 tarihli ve 2007/22Esas, 2009/344 Karar sayılı 2 yıl 5 ay 7 gün hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, TCK’nin 58/6-7. maddeleri uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

C. Sanığın Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Temyizi Yönünden

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/362 Esas, 2016/150 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden tekerrüre ilişkin hükmün çıkarılarak yerine;''Sanığın, Akşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2009 tarihli ve 2007/22 Esas, 2009/344 Karar sayılı 2 yıl 5 ay 7 gün hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, TCK’nin 58/6-7. maddeleri uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.03.2024 tarihinde karar verildi.