Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında verilen beraat hükmünün Dairemizin 20.05.2019 tarihli ilamı ile bozulması üzerine yapılan yargılamada görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ile 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca 11 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteminin özetle; atılı suçlamayı kabul etmediği, polislerin kendisini öldüresiye dövdükleri, kimseyi darp edip yaralamadığı bu nedenlerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu kabul edilmiştir.
Sanığın, olay günü polis memurlarının dur ihtarında bulunmalarına rağmen kaçtığı ve yakalandığında polis memurlarına direndiğinden bahisle cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece; katılanlar, mağdur ve tanık beyanları, olay tutanağı, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirilerek "Sanığın kullandığı araçta kaçak eşya olduğunun kolluk birimine ihbarı üzerine, ihbara konu sanığın sevk ve idaresindeki aracın durdurulmaya çalışılmasına rağmen sanığın durmayarak aracını polis memurlarının üzerine sürmesi, polis memurlarının yaralanma riski atlatması, yaklaşık iki saatlik sıcak takipten sonra aracın polis araçlarına da çarparak durması, sanığın yine aracından inmeyerek polis memurlarına vurmak şeklindeki eylemi ile iki polis memurunun adli rapora göre basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralanmasına sebebiyet vermesi şeklindeki eylemleri" ile atılı suçu işlediğinin kabulüyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
Mağdur ve katılanların anlatımları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı karşısında suçun sübuta erdiğinin kabulü ile sanığın mahkûmiyeti yönündeki Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla sanığın temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı
Anlaşıldığından, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.