SAYISI: 2022/İHK-16650

SAYISI: K-2022/42339

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine,İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.06.2020 tarihinde davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta (ZMSS) poliçesiyle teminat altına alınan aracın yapmış olduğu tek taraflı trafik kazasında yolcu konumunda bulunan davacının yaralanarak malul kaldığını, tazminat ödemesine yönelik başvurmalarına rağmen davalı ... şirketince herhangi bir cevap verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 36.350,00 TL sürekli maluliyet tazminatı, 1.020,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.020,00 TL geçici bakıcı gideri, 1.260,00 TL rapor ücreti ile 450,00 TL yol masrafı olmak üzere toplam 40.100,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazanın karayolunda gerçekleşmediğini, özel mülk içerisinde gerçekleştiği bariz olan kazada davalının sorumluluğunun bulunmadığını, piknik dönüşü traktöre alınan dört yolcu ile birlikte yamaç ve dar bir toprak yolda geri manevra yapmaya çalışıldığı sırada sebebi tespit edilemeyen bir şekilde traktörün geriye doğru şarampole girip devrildiğini, traktörden savrularak çevreye dağılan yolcuların da yaralandığının tespit edildiğini, Karayolları Trafik Kanunu'nun 131 inci maddesi gereğince traktörle insan taşınması yasaklamış olup davalının kaza sonucu oluşan hasarlara ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından sunulan ifade tutanağına göre sürücünün bağ evinde pikniğe gittikleri, piknik bittikten sonra dönüş yapmak için patika yolda geri manevra yaparken şarampole düştüklerinin beyan edildiği, Jandarma Olay Yeri Görgü Tutanağında patika yolda tarlada, olay yerine geçilmesi için diz boyu baraj suyu üzerinden sadece riskli şekilde traktör geçişi yapılabileceği, bu şekilde geçiş yaptıktan sonra patika yolda kaza yapıldığının tespit edildiğinin belirtildiği, bir patika yolun karayolu kapsamında sayılması için karayoluna bağlantısı olması ve kamunun kullanabileceği bir yol olması gerektiği, somut olaydaki bağ evine geçişte Jandarma tarafından tutulan tutanağa göre diz boyu baraj suyu üzerinden tehlikeli bir geçişle ancak geçilebildiği, bunun da herkesin kullanabileceği bir yol geçişi olmadığı, sadece traktörün tehlikeli şekilde geçebileceği bir geçiş olduğu anlaşıldığından, yolun karayoluna bağlantı köy yolu kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

A. İtiraz Yoluna Başvuranlar

Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davacı vekili itiraz dilekçesinde; davaya konu kazanın karayolu ile bağlantılı yolda meydana geldiğini, Hakem Heyetleri tarafından verilen kararın mevzuata ve Yargıtay'ın müstekar içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, kabul etmemekle beraber kararda, yol üzerinden sadece traktörlerin geçiş yapabileceği ifade edilmiş olup davacının yola elverişli araç olan traktör içerisinde yolcu olarak bulunmakta olduğunu, kaldı ki dava konusu kazanın meydana geldiği yolun umuma açık bir şekilde karayoluna bağlantısı bulunduğunu, kazanın meydana geldiği yol umuma açık olduğu gibi çevre sakinleri olan bağ, bahçe ve tarla sahipleri tarafından sıklıkla kullanılmakta olup yolun bir bölümünün su altında kalmasının davalı ... şirketinin sorumluluğunu bertaraf etmeyeceğini, ayrıca bir yolun tehlikeli olup olmamasının o yolda meydana gelen kazaların sorumluluk kapsamında kalıp kalmamasına etki edemeyeceğini, yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yolların karayolu tanımı içinde olup kazaya konu yolun fiilen kullanılıp kullanılmadığı dahi araştırılmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre dava konusu olaya benzer ve hatta daha zorlu arazilerde gerçekleşen kazalar karayolu ile bağlantısının var olmasından bahisle sorumluluk kapsamına alındığını, ayrıca Tahkim Heyeti'nin kaza mahallinin karayoluna dahil olup olmadığı noktasında şüphesi var ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabi olan tahkim yargılamasında her zaman için olay mahallinde keşif yapabilme imkanı varken keşif ve bilirkişi incelemesi dahi yapmaksızın davanın doğrudan reddinin kabul edilemeyeceğini, davacının işbu kazada kafasında kırıklar meydana gelmiş olup gözünden %25 oranında malul kaldığını, buna rağmen dava konusu kazanın meydana geldiği yol, köy ve kaza mahalli dahi görülmeden ve bilinmeden kazanın sorumluluk dışı kaldığı gerekçesiyle reddedilmesinin hukuka erişim hakkı kısıtlandığı gibi adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürerek, Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu kazanın oluş şekli ile ilgili olarak Jandarma Olay Yeri Görgü Tutanağında patika yolda geri geri manevra yaparken traktörün devrildiğinin belirtildiği, sigortalı araç sürücüsünün jandarmada verdiği ifadede bağ evinin önündeki yolda geri geri manevra yaptığı sırada traktörün bir anda yoldan yaklaşık 20-25 metre yükseklikten şarampol aşağı kaçtığı, takla atarak şarampolden aşağıya düşerek kazanın meydana geldiğinin belirtildiği, bu nedenle Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından kaza yerinin Karayolları Trafik Kanunu'nun 2 nci maddesi kapsamında kalan karayoluna bağlantılı köy yolu kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşüne iştirak edildiği belirtilerek davacı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.

İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda bildirdiği sebepler ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 27.06.2020 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, rapor ücreti, geçici bakıcı ve yol gideri talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49,51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 2,85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK)’nun 2 inci maddesinde bu Kanunun karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.
Somut olayda davalı ..., kaza yerinin karayolu olmadığını, bu nedenle zararın teminat kapsamında bulunmadığını savunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince, kazanın gerçekleştiği yerin karayoluna bağlantılı köy yolu kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince de davacının itirazlarının reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında Jandarma Olay Yeri Görgü Tutanağı dışında kazanın meydana geldiği yeri belirlemeye ilişkin herhangi bir bilgi, belge ya da kroki bulunmamakta olup kazanın meydana geldiği yere ilişkin yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı, somut olayda 2918 sayılı KTK'nun 2 inci maddesi gereğince kaza yerinin karayolu bağlantısı olup olmadığının ve bu Kanunun kapsamında olup olmadığının keşif yapılarak belirlenmesi gerektiği nazara alındığında delillerin İtiraz Hakem Heyeti tarafından toplanması ve değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır
Açıklanan maddi ve hukuksal olgulara göre; tüm delillerin adil yargılanma hakkına uygun şekilde toplanmasından sonra meydana gelen zararın teminat kapsamında olup olmadığının belirlenebilmesi için yargılamanın genel yetkili mahkemeler huzurunda gerçekleştirilmesi gerekmektedir. İtiraz Hakem Heyeti tarafından dosyadan el çekilmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir.

2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.