Mahkûmiyet

Sanık hakkında mahkemenin 04.06.2015 tarihli ve 2014/503 Esas, 2015/803 Karar sayılı kararı ile yokluğunda hırsızlık suçundan mahkûmiyet kararı verildiği, kararın Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre sanığa tebliğinden sonra temyiz edilmeksizin, 04.09.2015 tarihinde kesinleştirilmesi üzerine sanığın 31.10.2016 tarihli dilekçesiyle; yapılan tebligatın usulsüz olduğunu belirterek eski hâle getirme ve temyiz isteminde bulunduğu ve bu durumda karar verme yetkisinin, 5271 sayılı CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olmasına göre, mahkemenin 06.12.2016 tarihli, 2014/503Esas, 2015/803 Karar sayılı ek kararının yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Somut olayda, sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın 10.03.2015 tarihindeki duruşmada beyan ettiği "Merkez Mah. Ihlamur Sok. No: 16 İç Kapı No: 8 .../..." adresine tebliğe çıktığı ancak adresinden ayrıldığından bila tebliğ iade edildiği, daha sonra Tebligat Kanunu'nun 35. maddeye göre 11.07.2015 tarihinde tebliğ bu adrese yapılarak, kesinleşme tarihi adli tatile gelmesi nedeniyle adli tatilin bitişinden 3 gün sonra 04.09.2015 tarihinde hükmün kesinleştirildiği, ancak Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebligatta yer alan adrese daha önce usûlüne uygun şekilde yapılmış bir tebligat bulunmaması nedeniyle yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve bu nedenle sanığın öğrenme üzerine yaptığı 31.10.2016 tarihli temyizinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın 15.02.2014 tarihinde, gündüz sayılan zaman dilimi olan saat 18.00 sıralarında, şikâyetçinin iş yerine müşteri gibi girerek bilgisayarları inceleyip bir tanesini beğendiğini söyleyerek aldıktan sonra dışarıda duran arkadaşlarına göstermek üzere dışarıya çıkıp suça konu bilgisayar ile birlikte uzaklaşması biçimindeki eyleminin, suç tarihine göre 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, 04.06.2015 olan karar tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.