Esastan Ret

Taraflar arasındaki esnaf Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın redine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın eşi ... ve tarafının babası bulunan ... ...'ın 18.06.2000 tarihinde vefat ettiğini, geriye eşi ve 2 çocuğunun mirasçı olarak kaldığını, müteveffaya ... vergi no ile ... İnşaat Ticaret Ltd. Şti.'nin 950/2000 pay ile yetkili müdürü olup vefat tarihi ile kendilerine şirket hissesinden intikal gerçekleşen vekil edenler ile tarafın sigorta başlangıç tarihinin ölüm tarihi olan 18.06.2000 olarak belirlenmesi ve şirket devir tarihine kadar geçen sürenin sigortalılık süresi tespiti gerektiğini, sigorta başlangıcının resen bu tarihten itibaren olması gerekirken bu konuda sigortalılık durumu yapılmadığını, sigorta başlangıç tarihlerinin murisin ölüm tarihi olarak belirlenmesi için Kuruma 09.09.2015 tarihinde müracaat ettiklerini, ancak Kurumun herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, davacının yukarıda belirtilen tarihler arasında sigortalı olduğunun ve sigortalı başlangıç tarihinin 18.06.2000 olarak tespiti ile bu hizmetlerin diğer hizmetleri ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunmuş, davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacılar tarafından öngülen sürelerde kayıt ve tescil yaptırılmadığını ve bu nedenle Bağ-Kur sigortalı olmalarının mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin eski 2017/75 E. yeni 2019/36 E. sayılı dosyasının bir örneğinin işbu dosya arasına celp edildiği, dosya kapsamında bulunan deliller kapsamında; davacı ...'ın 01.03.2010 tarihinden geçerli sigortalı olarak 4/1-b kapsamında kayıt ve tescil edildiği, davacının 01.10.2008 tarihinden önce şirket ortaklığı nedeni ile 1479 sayılı Kanun kapsamında Kuruma verilen bir Bağ-Kur giriş bildirgesi ve sigortalı olarak tescili bulunmadığı, davacının 18.06.2000 tarihi ile şirket hisslerini devir ettikleri tarih arasındaki sürelerde Bağ-Kur sigortalısı sayılması için gereken niteliği taşıdığı açık ise de 04.10.2000 tarihinden önce davalı Kuruma başvurarak Bağ-Kur bildirgesini vererek tescillerini yaptırmadığı, 1479 sayılı Kanun'un geçici 18 inci maddesi ile getirilen borçlanma hakkından yararlanmamak için başvuruda bulunmadığı, 04.10.2000 tarihi ile 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihleri arasında davalı Kuruma başvurarak tescillerini yaptırmadığı, davalı Kurumca 1479 sayılı Kanun'un kendisine yüklediği gözetim ve denetim görevini yerine getirmediği ve davacının resen tescil işlemini yapmadığı, ancak Kurumun resen tescil işlemini yerine getirmemiş olması hali için istisnai bir düzenleme getirilmediği, davacının 18.06.2000 -30.09.2008 tarihleri arasında zorunlu olarak sigortalı Bağ-Kur sigortalısı kaydı ve tescili bulunmadığı gibi davalı Kuruma herhangi bir prim ödemesi de olmadığı, bu durumda davacının, 18.06.2000 tarihinden geçerli 5510 sayılı Kanun'un 4/I-b bendi kapsamında sigortalı olarak kayıt ve tescil edilmesinin mümkün olmadığı gibi 04.10.2000 tarihi ile şirket hissesini devrettiği tarih arasındaki süreler de Bağ-Kur sigortalı kabul edilmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay Hukuk Dairesinin benzer uyuşmazlıkla ilgili 2010/11372 E. - 2010/110481 K. sayılı ilamındada bu hususun belirtildiği, yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu nun 15.01.2006 gün ve 2006/21-703 E. - 2006/728 K. sayılı ile 04.09.2009 gün ve 209/21-10 - 2009/52 Kararlarında da bu hususların özellikle belirtilerek aksi emsal mahkeme kararlarının bozulduğu, bu nedenlerle davacının 18.06.2000 tarihi başlangıç sayılmak üzere 18.06.2000 tarihi ile şirket hisselerini devir ettikleri tarih arasındaki sürelerde 5510 sayılı Kanun'un 4/I-b bendi kapsamında sigortalı sayılmasının mümkün bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Davacı ...’ın babası ... ... vefat ettiğinde, davacının 17 yaşında olduğunu, bu yaşta çocukların babalarının ölümü sonrasında davalı Kuruma başvurması, Bağ-Kur sigortalısı kaydı talep etmesi beklenemeyeceği, kaldı ki bu hususta, murisin şirket ortaklarının ve veya davalı Kurumun resen bildirim yükümlülüğü olduğu, bu nedenle, diğer kişi ve Kurumların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesinin, davacıyı mağdur ettiği, Samsun 3. İş Mahkemesinin 2019/358 E. - 2020/269 K. sayılı Mahkemece dosyasına sunulan bilirkişi raporundaki aleyhe olan hususları kabul etmemekle beraber, işbu raporda da davalı Kurumun üzerine düşen görevi yerine getirmediğinin tespit edilmiş olduğu apaçık ortada olduğu, verilen kararın usule, yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırı verilen işbu karar hakkaniyete de aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır.

davacının 18.06.2000-01.03.2010 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371'inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 14.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanun ile değişik 24 ve 25 inci maddeleri ve 1479 sayılı Kanuna eklenen geçici 18 inci maddesi

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.