Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Orhaneli (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesi'nin, 22/04/2014 tarihli ve 2014/25 Esas 2014/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası,62,52 ve 50 inci maddeleri uyarınca iki kez 1.500,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir.

2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 04.05.2018 tarihli ve 2016/7456 Esas, 2018/4190 Karar sayılı kararı ile sanığa yüklenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu nedeniyle;
a)Sanığın kolluk görevlilerine kendisi ... olarak tanıtması üzerine bu isimle yakalama, üst arama tutanakları, genel adli muayene ve alkol muayene raporlarının düzenlendiği, gerçek isminin ... olmadığının anlaşılmasından sonra, bu kez bildirdiği ... adına herhangi bir belge düzenlenmeden, parmak izi incelemesi sonucu gerçek isminin ... olduğunun belirlenmesi karşısında; sanığın eyleminin tek bir resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu gözetilmeden, her şikayetçi yönünden ayrı suç oluşturduğunun kabulü ile yazılı şekilde sanığın iki kez cezalandırılmasına karar verilmesi,
b)5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, "tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adli para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur" ve aynı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında ise "suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez" hükümlerinin öngörülmesi karşısında; hükmedilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Orhaneli Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 26.06.2019
tarihli ve 2018/85 Esas 2019/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası,62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ile cezasının infazından sonra denetim tedbirlerinin uygulanmasına, hükmedilmiştir.

4. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15.03.2021 tarihli ve 2020/2384 Esas, 2021/2565 Karar sayılı kararı ile 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5/1-d maddesi ile 01.01.2020 tarihi itibarıyla hükme bağlanmış dosyalarda “basit yargılama usulü” uygulanmaz düzenlemesi getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli kararıyla bu düzenlemenin iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

5. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Orhaneli Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 01.06.2022 tarihli ve 2021/369 Esas 2022/211 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası,62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezasına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanması ile cezasının infazından sonra denetim tedbirlerinin uygulanmasına, hükmedilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi talebinden ibarettir.

1.Sanığın kalmakta olduğu otele giriş yaparken kimliğini verememesi ve devamındaki şüpheli hareketleri neticesi olay tarihinde otel görevlisinin ihbarı neticesinde kolluk görevlilerinin otele gelerek sanıktan kimlik ibrazı istediğinde sanığı kendisini ilk olarak ... olarak tanıtması üzerine bu isimle yakalama, üst arama tutanakları ile genel adli muayene ve alkol muayene raporları düzenlenerek sanık tarafından imzalandığı; sanığın ... olmadığının anlaşılması akabinde yapılan parmak izi incelemesi ve araştırma neticesi sanıktan yeniden kimlik beyan etmesi istendiğinde bu sefer kendisini ... olarak tanıttığı, ... olmadığının da anlaşıldığı ve gerçek kimliğinin tespit edilmesi üzerine sanığın izinli olarak çıktığı ceza evine geri girmemek için başkalarına ait kimlik bilgilerini verdiğini beyan etmesi şeklindeki eylemi ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği olunmuş,bozma sonrası yapılan yargılamada mahkeme tarafından oluşun iddia gibi olduğu kabulü ile sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

2.Sanık aşamalarda suçlamayı ikrar etmiştir.

Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, basit yargılama usulü uygulanmasına karşın, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Orhaneli Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 01.06.2022 tarihli ve 2021/369 Esas 2022/211 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2024 tarihinde karar verildi.