Davanın reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen, davacıların ve diğer asli müdahilin davasının reddine, asli müdahil ...'nın davasının kabulüne dair karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların ve asli müdahillerin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkeme kararı, dahili davalı ... ... mirasçısı ... vekili ve duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 697 ada 9 parsel sayılı 4746 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde, " iki adet zeytin ağacının Vakıflar Genel Müdürlüğüne, iki adet zeytin ağacının ... kızı .... ve evlatları .... ve ...’ye ait olduğu " belirtilmek suretiyle, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... tarafından, davalılar Hazine ve ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan, ... ile ...'in de ayrı ayrı katılmış oldukları tescil davasında mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildikten sonra, davacı ... mirasçıları tarafından, tapu kaydına, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, davalılar Hazine ve ... aleyhine açılan tescil davasında ise, taşınmazın malik hanesinin boş bırakıldığı, kadastro tespitinin kesinleşmediği gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği Kadastro Mahkemesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün de davaya dahil edilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda, " dava konusu taşınmazın mütegayyip şahıslardan Hazineye intikal eden yerlerden olduğundan dolayı zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, davacı ...’in dayandığı 10.04.1941 tarih 18 sıra tapu kaydının dava konusu parseli kapsamadığı ve 8 parsel sayılı taşınmaza uygulandığı, dava konusu parselin mütegayyip şahıslardan Hazineye intikalinden sonra Hazine tarafından 19 T.evvel 1926 tarih ve 161 numaralı ve 1523 müzayede no ile ... satıldığı ve bu satışın kapsamında kaldığı " gerekçesiyle verilen, davacılar ve diğer müdahillerin davasının reddine, ...’ün davasının kabulüne, çekişmeli 697 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ölü ..., ölü ... ve ölü ... adlarına iştiraken tapuya kayıt ve tesciline ilişkin önceki karar, davacı ... mirasçıları vekili, davalı Hazine vekili, ... vekili ve ihbar olunan Vakıflar Genel Müdürlüğü vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/12136 Esas ve 2019/8642 Karar sayılı ilamıyla " Mahkemece taşınmaza ait tutanak aslı içerisinde yer alan 19 T.evvel 1926 tarihli ve 161 numaralı ve 1523 müzayede nolu kayıtta adı geçen müşteri ... ...’nin mirasçıları belirlenip usulünce davaya dahil edilmeden, aynı zamanda çekişmeli taşınmazın Hazine tarafından satılıp satılmadığı, satılmış ise satış bedelinin tamamının ödenip ödenmediği, satış bedelinin ödenmemiş olduğunun belirlenmesi halinde ise Hazine tarafından taşınmaza el konulup konulmadığı kesin olarak saptanmadan karar verilmiş olduğu, ayrıca dinlenen tanık ve yerel bilirkişilerin, taşınmazın davacılardan ... tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, bu haliyle, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece, öncelikle müzayede kaydında adı geçen ... ...’nin varsa güncel veraset ilamının dosyaya getirtilmesi, yoksa 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 25/1 inci maddesi çerçevesinde adı geçenin veraset ilamının Kadastro Mahkemesi hakimi tarafından düzenlenmesi, belirlenen tüm mirasçılar yöntemince davaya dahil edildikten sonra, taşınmazın Hazine tarafından satılıp satılmadığı, satılmış olması halinde satış bedelinin ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise Hazine tarafından taşınmaza el konulup konulmadığı hususlarının kesin olarak belirlenmesi, tarafların satın alma ve zilyetlik devrine ilişkin tüm delilleri toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; " Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra, mirasçı vekili tarafından ... oğlu ...'e ait veraset ilamının dosyaya sunulmuş olduğu ve İzmir 6.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/973 Esas, 2019/404 Karar sayılı ilamının dosya arasına alındığı, ilgili kararda ... oğlu ... mirasçısı olduğu belirlenen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...ve ...'ın usulüne uygun tebligat yapılarak davadan haberdar edildikleri, satış belgelerinin tespiti için ... Milli Emlak Müdürlüğü, ... ... ve ... Tapu Müdürlüğüne müzekkereler yazıldığı, ancak dosya arasında bulunan belgeler dışında herhangi bir evrak tespit edilemediği, dosya arasında bulunan ... Mal Müdürlüğünün 06.07.1964 tarihli yazısı ile, o tarih itibariyle satış bedelinin 234,24 lirasının ödenmediğinin bildirilmiş olduğu, dosya arasında bulunan 16.03.1965 tarihli ... ... ve ... Memurluğunun yazısı ile, hükümet konağında çıkan yangın nedeniyle 1950'den önce ... edenlere ilişkin kayıt bulunmadığının bildirildiği, tespit tarihine en yakın olarak ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/63 Esas sayılı dosyasında 18.12.1964 tarihinde yapılan keşifte, mahalli bilirkişilerin dava konusu yerin ...'a ... hakkı olarak verildiğini ve kendisi tarafından 40 yıldır kullanıldığını beyan ettikleri, 11.08.1966 tarihinde yapılan keşifte ise, mahalli bilirkişinin ölü ...'i görmediğini, dava konusu parsele 43 yıldır komşu olduğunu ve 43 yıldır dava konusu yerin Necibe, Cafer ve babası tarafından işlendiğini beyan ettiği görüldüğünden, çelişkiyi gidermek üzere keşif yapılmasının düşünüldüğü ancak kadastro tespitinin 01/06/1965 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında tespit tarihinden geriye dönük 20 seneyi (1940 - 1945 yılları) iyi bilen mahalli bilirkişilerin yaş itibariyle tespit edilemeyeceği anlaşıldığından mahallinde yeniden keşif yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, 19 Teşrinevvel 1926 tarihli ve 1523 müzayede numaralı satış evrakında ... mevkiindeki 5 dönüm 1 evlek büyüklüğündeki bağın mütegayyip ... isimli şahsa ait iken Hazineye intikal ettiğinin ve Hazine tarafından ... Mahallesinden ... satıldığının anlaşıldığı, ancak ... Mal Müdürlüğünce 06.07.1964 tarihi itibariyle taşınmaz bedelinin tamamının ödenmediğinin belirtildiği, dosya arasında bulunan belgelerden kadastro tespiti öncesi ... oğlu ... adına oluşan herhangi bir tapu kaydı bulunmadığından dava konusu yerin tapusuz taşınmaz olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu nedenle taşınmaz bedelinin tamamı ödenmediğinden mülkiyetin de ... oğlu ...'e geçmiş sayılamayacağı, davacı tarafın iddiasına göre kalan satış bedelinin ... tarafından ödenmesinin de kendisi lehine hak oluşturmayacağı, zira ...'in satış sözleşmesinin tarafı olmadığı, mütegayyip şahıslardan Hazineye intikal eden devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazların yalnızca tapu kaydı ve ... kaydına istinaden edinilebileceği ve zilyetlikle kazanılamayacağı, Yargıtay (Kapatılan) 16.Hukuk Dairesinin 23.09.2020 tarihli ve 2016/12870 Esas, 2020/3262 Karar sayılı ilamının da aynı yönde olduğunun anlaşıldığı " gerekçesiyle, İzmir ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii eski 697 ada 9 parsel (yeni 4157 ada 11 parsel) numaralı taşınmazın malik hanesinin ... adına doldurulmasına karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve dahili davalı ... ... mirasçısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve dahili davalı ... ... mirasçısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30'er TL'nin temyiz eden davacılar ve ... mirasçısı dahili davalı ...'dan ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.