BİRLEŞEN DAVA: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/559 E.

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/560 E.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davalı ile olan ticari ilişkileri kapsamında davalıya toplamda 1.483.000,00 TL tutarlı çek verdiğini, ayrıca kredi kartları ile 1.344.022,00 TL ve araç devri yoluyla da 102.475,00 TL olmak üzere toplam 2.929.497,00 TL tutarında ödeme yaptığını, davalının bu ödemeler karşılığında davacıya 369.032,86 TL tutarında mal teslim ettiğini, yapılan fazla ödeme sebebiyle davalıdan 2.560.464,00 TL alacağı kaldığını, Kayseri Genel İcra Dairesinin 2019/5278 E. sayılı dosyasıyla başlattığı icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini sürerek itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen 2020/559 E. sayılı dosya dava dilekçesinde; davalının davacının kredi kartından haksız çekim yaptığını, taraflar arasında hiçbir alışveriş olmadığını, davalının davacıya hiçbir mal ya da emtia vermediğini, haksız olarak çekilen paranın tahsili için davalı hakkında Kayseri Genel İcra Müdürlüğü’nün 2019/10057 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini sürerek itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili birleşen 2020/560 E. sayılı dosya dava dilekçesinde; davalının davacıya ait banka kartları üzerinden haksız çekim yaptığını, davacıya herhangi bir mal veya emtia vermeyen davalı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre borçlu olduğundan haksız olarak çekilen paranın tahsili için davalı hakkında Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün 2019/100052 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya 50 defa mal sevki yapıldığını, davacının 1.483.000,00 TL tutarında çekle ödeme yapıldığı iddiasının tamamen mesnetsiz olduğunu, davalıya 1.296.000,00 TL tutarında çek teslimi yapıldığını, bunun 799.000,00 TL'lik kısmının tahsil edildiğini, vadesi gelip karşılıksız yazılan çek toplamının 452.000,00 TL olduğunu, cevap dilekçesinin hazırlandığı aşamada henüz vadesi gelmeyen 45.000,00 TL tutarında çek bulunduğunu, davacının muvafakati kapsamında 1.049.596,00 TL tutarında kredi kartı ile ödeme yapıldığını, kredi kartıyla ödenen diğer kısmın davalının bilgisi dahilinde olmadığını, davacının avans mahiyetinde verdiğini söylediği araçların alacağın teminatı maksadıyla rehin olarak verildiğini, rehinli aracın 20.01.2019 tarihinde satışının yapılarak davacının borcundan mahsup edildiğini, taraflar arasında yenileme sözleşmesi yapıldığını, davalının borcu olmadığının ortaya konularak ödeme planı çıkarıldığını, buna rağmen davacının borcunu ödemediğini, davacının davalıya borçlu olduğunu, ticareti terk ettiğini, üzerindeki malları devrettiğini savunarak haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.

Birleşen 2020/559 E. sayılı dosyada davalı davaya cevap vermemiştir.

Davalı vekili birleşen 2020/560 E. sayılı dosya cevap dilekçesinde; davacının davasının haksız olduğunu, taraflar arasında görülen Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/637 E. sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu, söz konusu icra takibinden dolayı müvekkilinin borçlu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre, asıl davada, davacı tarafın 1.483.000,00 TL'nin çeşitli bankalardan nama yazılmış çekler ile, 1.344.022,00 TL'nin kredi kartı kullanımı ve 102.475,00 TL'nin ise araçların devri ile ayni avans ödemesi şeklinde olmak üzere toplamda 2.929.497,00 TL tutarlı davalıya avans ödemesi yapmasına karşılık davalı tarafça toplamda 369.032,86 TL tutarında ürün teslimi yapıldığını iddia ettiği, davalının ise kredi kartı kullanımının, davacının bilgisi ve muvafakatı ile ticari ilişkiye binaen gerçekleştirildiğini beyan ettiği, davacı tarafça iddia edilen ödeme miktarlarına rağmen ürün tesliminin yapılmadığı iddiası ile beraber çek keşide edildiği, araçlar üzerine rehin tesis edilmesi sonrasında bu araçların borca mahsuben devrinin gerçekleştirildiği, taraflar arasında sözleşmeler akdedildiği, yeni çekler verilmek suretiyle yeni ödeme günlerinin düzenlendiği, davacının ticari defterlerini ibraz etmediği, davalının ticari defterlerinde davaya konu edilen miktarda ticari ilişkinin varlığının görülmediği, bunlarla birlikte kredi kartı ile yapılan yüksek miktarlı ve uzun zamana yayılmış ödemelere sessiz kalındığı, kredi kartı borçlarının ödemesinin gerçekleştirildiği, taraflar arasında taraflarca da kabul edilen süregelen ticari ilişki bulunduğunun birlikte değerlendirilmesi halinde, davacıya ait kredi kartının davalı tarafından davacının bilgisi ve muvafakatı dışında kullanıldığı iddiasının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, davacının, taraflar arasındaki satım akdinde aynı anda ifa kuralının aksini yani veresiye bir satımın kararlaştırıldığını, ödediği bedelin ileride teslim edileceği kararlaştırılan mallara karşılık peşin ve avans olarak yapıldığını yazılı ve kesin delillerle ispat külfeti altında olup, davacı tarafça ticari defter ve belgeler dosyaya ibraz edilmediğinden ve mal teslimi olmadığına dair dosyada somut bir delil de bulunmadığından davacının davasını yazılı delille ispat edemediği ve yemin deliline de dayanmadığından asıl davanın reddine, birleşen davalarda davacı vekili her ne kadar yemin deliline dayanmış ise de, davalı tarafça davacının ödeme yaptığı inkar edilmeyip ödemenin esas dosya davalısının borcuna karşılık yapıldığı belirtilip bu hususun dava dilekçesinde de aynen ifade edilmiş olması nedeniyle davacıya yemin delilinin hatırlatılmadığı, işbu dosya ile birleştirilen iki dosyanın konusu da esas dosya ile bağlantılı olup, esas dosyada davacı alacağını ispat edemediğinden, mükerrer talep niteliğindeki birleşen davaların da reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davaların davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ehil olmayan bilirkişilerce tanzim edilen bilirkişi raporuna istinaden karar verildiğini, bilirkişi raporuna itirazları konusunda herhangi bir ara karar oluşturulmadan davanın reddedildiğini, dava dilekçesi ekinde sundukları ilgili bankalardan alınan resmi kayıtlarla yargılama sürecinde ilgili bankalardan gönderilen CD kayıtlarının uyuşmadığı bilirkişi raporu ile de belirlenmiş olduğundan yeniden bankalardan tüm kayıtların eksiksiz şekilde istenilmesi gerektiğini, Mahkemece görevlendirilmiş bilirkişilerin dava konusu olayı çözümleyecek bilgi ve birikime sahip olmadıklarını, konularında uzman yeni bir bilirkişi heyetinden kapsamlı rapor alınması için dosyanın İstanbul veya Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine yönelik daha önceki taleplerinin incelenmediğini, davalı tarafça mal teslim edildiği savunmasında bulunulmuş ise de dosyaya herhangi bir fatura, irsaliye ve teslim tesellüm tutanağı ibraz edilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin asıl ve birleşen davalar yönünden yaptığı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davaların davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Asıl ve birleşen davaların davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Uyuşmazlık, avans olarak yapılan ödemelere konu mallar teslim edilmediğinden ödenen tutarların tahsili için başlatılan icra takiplerine itirazların iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davaların davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.