Taraflar arasında görülen davada Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03.03.2020 tarih ve 2017/76 E. - 2020/134 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 40.415 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla takip yaptığını, takibe dayanak senedin düzenleme tarihinde tahrifat yapılarak tarihin 07/02/2012 olarak yazıldığını, böylece vade tarihinden sonraki tarihi gösteren tanzim tarihi arasındaki uyumsuzluğun giderilerek bononun geçersizliğinin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını, haksız takip sonucu müvekkilinden 22.794,77 TL tahsilat yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile müvekkilinden haksız olarak tahsil edilen 22.794,77 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına ve davalının tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, iddiaların asılsız olduğunu senedi doldurulmuş şekilde davacıdan aldığını, senette herhangi bir düzeltme yapmadığını, senet karşılığında davacıdan alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; aldırılan raporda senedin tanzim tarihinin surşarj yöntemiyle değiştirildiği tespit edilmiş ise de, davacı vekilinin dava dilekçesinde ve aşamalardaki tüm yazılı ve sözlü beyanlarında senette tahrifat iddiasını ileri sürdüğü ancak senedin bedelsizliği veya taraflar arasında borç doğuran temel ilişkiyi ve senette yer alan imzayı inkar etmediği, davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, dava konusu senedin tanzim tarihinin vade tarihinden sonra olması nedeniyle kambiyo vasfını yitirdiği ancak davacı tarafından inkar edilmeyen yazılı belge niteliğinde olduğu, davacının iddiasını ispata yarar aynı güçte yazılı belge veya başkaca delil de sunmadığı dikkate alınarak davacının dava konusu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığı hususunun ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Dava, tanzim tarihindeki tahrifat nedeniyle takibe konu bonodan ötürü borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası alınan Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen raporda, dava ve takip konusu olup 12.02.2012 vade tarihini taşıyan senetteki tanzim tarihinin 07.12.2012 iken ay hanesindeki “1” rakamının sürşarj yöntemi ile yapılan tahrifat sonucu “0” rakamına dönüştürüldüğü, tanzim tarihindeki bu dönüştürmenin düzenleyenin onayını taşımadığı saptanmıştır. Bu durumda, HMK’nın 207. maddesi hükmü uyarınca senetteki tanzim tarihinin vade tarihinden sonraki bir tarihi taşıdığının kabulü gerekir. Vade tarihinden sonraki bir tanzim tarihini taşıyan senedin, TTK’nın 776 ve 777. maddeleri uyarınca zorunlu unsur yokluğu nedeniyle bono, bir diğer söyleyişle kambiyo senedi vasfında kabul edilmesi olanaklı değildir. Bu durumda dava konusu belgenin kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe konu edilmesi mümkün bulunmadığı gibi yukarda anılan usul hükmü doğrultusunda tümüyle hükümsüz addedilmesi gerektiği açıktır.
Davacı, dava dilekçesinin sonuç kısmında, aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla girişilen icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmekte olup mahkemece, davacının söz konusu senet ve buna dayalı icra takibinden ötürü borçlu olmadığının tespitine ve ödenen tutarın davacıya iadesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17.11.2021tarihinde oybirliğiyle karar verildi.