Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, erken tahliye nedeniyle kiralananın boş kaldığı döneme ilişkin kira parasının, bu döneme ilişkin aidat alacağının ve kiralananın hor kullanımı nedeniyle verilen zararlara ilişkin tazminatın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı dava dilekçesinde, davalının 20/07/2005 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesi ile müvekkilinin kiracısı olduğunu, davalının 20.12.2008 tarihinde kiralananı tahliye ettiğini, kiralananı hor kullanması nedeniyle kiralanana bir takım zararlar verdiğini ve taşınmazında ancak bir yıl sonra kiraya verildiğini, bu nedenle erken tahliye nedeniyle mahrum kalınan kâr, 330 TL aidat alacağı ve 990 TL kiralanana verilen zarar olmak üzere, toplam 5.000 TL'nin tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kiralanana zarar vermediğini, kendisinin içinde oturduğu sırada, davacı tarafından kiralananda doğalgaz dönüşümü yapıldığını bu nedenle kiralananda bir takım oluşan hasarların onarılmadığını, anahtarları da davacı adına kira sözleşmesini imzalayan vekilinine teslim ettiğini, ayrıca talep edilen aidat bedelinin de kendisinin oturmadığı döneme ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile kira sözleşmesi davalı kiracı tarafından süresinden önce tek taraflı feshedildiğinden bahisle Bilirkişi raporu doğrultusunda davacının 3 aylık kira parası talep edebileceğinden, aylık 575 TL'den 1.725 TL erken tahliye tazminatına ve tamirat gideri olarak da 800,00 TL ve erken tahliye tazminatı olan 1.725 TL'nin %40 oranında inkar tazminatına hükmedilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 20.07.2005 tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine ilişkin uyuşmazlık yoktur. Kiralananın 20.12.2008 tarihinde tahliye edilerek anahtarlarının teslim edildiği davacı tarafından da kabul edilmiştir. Davalı tarafından, kira sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiği iddia edilmiş ise de, davalı bu iddiasını kanıtlayamadığından mahkemece davalının erken tahliye nedeniyle sorumluluğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak, dava itirazın iptali davası olarak açılmış, davacı 25.01.2010 tarihinde yaptığı icra takibinde 2009 yılının ocak ayından 2009 yılının kasım ayına kadar 3.680 TL 11 aylık kira parası, 330,00 TL aidat alacağı ve 990 TL tamirat bedeli talep etmiştir. Bu durumda mahkemece davacının takip talebinde belirttiği aylık kira miktarı üzerinden erken tahliye tazminatının hesaplanması gerekirken, talebi aşar şekilde, aylık 575 TL üzerinden erken tahliye tazminatının hesaplanması doğru değildir. Mahkemece 14.11.2011 tarihinde hukukçu bilirkişiden alınan raporda kiralananın 2 ay içerisinde kiraya verilebileceği, bir ay içinde de, içerisindeki tadilatların giderilebileceği, ancak üç aylık kira talep edebileceği belirtilmiş ise de, sonrasında mahallinde inşaat bilirkişisi ile yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda tadilatların 7 gün içinde yapılacağını belirttiğinden, bu durumda 2 ay 7 günlük kira parasına tazminat olarak hükmedilmesi gerekirken, 3 aylık kira parasına tazminat olarak hükmedilmesi de isabetli değildir. Ayrıca talep edilen hor kullanma tazminatı yönünden ise davacı dilekçesinde davalının kiralanana zarar verdiğini belirtmiş, taşınmazın tahliyesinde yapılmış tespit olmadığı gibi, taşınmazın önceki halini gösteren fotoğraflarda mevcut değildir. Davacı tanığı...Anılmış kiralananın tahliyesinde davalının bir kısım eşyalarını kiralananda bıraktığını, evin boyasının yapılmamış olduğunu, kapı kilidinin olmadığını, camların açılmadığını, evin yıpranmış olduğunu, lavabonun el yıkama yerinin yerinden söküldüğü halde yerine takılmamış olduğunu, beyan etmiştir. Davalı tanığı .... ise davalının oturduğu dönemde kiralananda davacı tarafından doğalgaz dönüşümü yaptırılması nedeniyle duvarların kırıldığını, döşemelerin söküldüğünü ve borular geçirildiğini, binanın eskiyen yerlerinin davacı tarafından yapılmaması, pencerelerin PVC olmaması nedeniyle kiralananın uzun süre kiraya verilemediğini, söylemiştir. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte ise inşaat bilirkişisi taşınmazın eski hali bilinmediğinden ve dairenin son durumuna göre davalıdan sonra kiralananda ikamet eden kiracının onardığı ve değiştirdiğini, beyan ettiği tadilatlar nazara alınarak, “dairenin dış kapısının çelik kapı yapılması,salondaki kırık olan parkelerin değiştirilmesi, mutfak dolaplarının değiştirilmesi, dairenin tüm iç kapılarının boyanması, banyodaki klozet takımı ile ayaklı lavabo ve armatürlerin değiştirilmesi” şeklinde yapılan işlerin bedelinin 800,00 TL olacağını mütalaa etmiştir. Bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar, sonraki kiracı tarafından yapılan tadilatların bedeli olup, davacı, sonraki kiracının yaptığı ve kira parasından düştüğü tadilat ve yenileme bedelini değil, ancak davalının hor kullanma nedeniyle verdiği zararların tazminini talep edebilir. Bilirkişi raporundan hesaplama yapılan kalemler ile davacı tanıklarının hasar olarak belirttiği kalemler arasında uygunluk olmamasına göre tarafların hor kullanmaya ilişkin delilleri değerlendirilerek, gerektiğinde mahallinde yeniden yapılacak keşifte tanıklar dinlenerek, kiralananda meydana getirildiği iddia edilen hasarların neler olduğu tespit edilip, doğal gaz dönüşümü sırasında oluşabilecek hasarlar ile davalı tarafından verilen hasarların ayrımı yapılarak hor kullanmadan kaynaklanan hasarlardan dolayı tahliye tarihi itibari ile zararın ne kadar olacağı değerlendirilip bu konuda tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sırf taşınmazda sonrasında bir takım yenilemeler ve tadilatlar yapıldığından bahisle davalının bu yapılan değişiklik ve tadilatlardan sorumlu tutulması da doğru değildir.
Kabule göre de; davalı kira süresi dolmadan kiralananı tahliye ettiğinden bahisle hükmedilen 3 aylık kira alacağı Borçlar Kanununun 98. ve 44. maddesi hükmüne göre hesap edilen ve mahkemece takdir edilen tazminat niteliğindedir. İİK.nun 67.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davaya konu alacağın “likit” olması başka bir deyişle gerçek miktarının belli ve belirlenmek için bütün unsurlarının borçlu tarafından bilinebilecek nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. Talep ve takibe konu edilen alacak miktarı belli ve muayyen olmayıp alacağın varlığı ve miktarı bilirkişi raporuyla belirlendiğine göre icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.