Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bulanık Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 Tarihli ve 2016/41 Esas, 2016/288 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Vergi Usul Kanunu'na aykırılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
1. Katılan vekilinin temyiz istemi, eksik inceleme ve araştırma ile verilen beraat kararının bozulmasına,
2. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
1. Bulanık Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2015 tarihli ve 2015/242 Esas sayılı iddianamesi ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 367 nci maddesi gereğince "2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme" suçundan verilen mütalaaya aykırı olarak "2010 takvim yılında sahte fatura kullanma" suçundan kamu davası açıldığı, sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu ve birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeden, hükmün gerekçe kısmında sahte fatura kullanma suçundan bahsedilmesine rağmen, hüküm fıkrasında sahte fatura düzenleme ve sahte fatura kullanma suçlarından hüküm kurulmak suretiyle hükmün karıştırılması hukuka aykırı ise de, zamanaşımının olumsuz muhakeme şartı olarak kovuşturmaya engel olduğu belirlenmiştir.
2. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin (b) fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. 31.12.2010 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Bulanık Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli ve 2016/41 Esas, 2016/288 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.