Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli ve 2012/1077 Esas, 2016/336 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesi, 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri, 5271 sayılı Yasa'nın 108 inci maddesi uyarınca 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hukuka aykırı verilen kararın incelenip lehine bozulması talebine ilişkindir.
1. Sanığın, katılan kayınbiraderi ...’in kimlik bilgilerinden yararlanarak oluşturduğu ele geçirilemeyen ancak ilgili noterlik dairelerince aslı görülen sahte kimlik belgesi ile ... 18. Noterliği’nin 07.07.2008 tarihli ve 35128 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile Doğan Levent Karakuş'un vekil tayin edildiği, daha sonra anılan vekaletnameye istinaden ... 29. Noterliği’nin 09.07.2008 tarihli ve 104 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil Doğan Levent tarafından Avukat Hasan Kocabey'in vekil tayin edildiği, bu şekilde sanığın sahte olarak düzenlettirmek suretiyle farklı tarihlerde iki ayrı resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; "... 18. Noterliğince düzenlenen 07.07.2008 tarihli ve 35128 yevmiye numaralı vekaletnamede yer alan fotoğrafın kendisine ait olduğunu, katılan kayınbiraderi ... adına sahte bir nüfus cüzdanı çıkartarak bu işlemi yaptığını, daha sonra ...'ın kendisine senin adına bir araba alalım dediğini, bunu kabul ettiğini, skoda bayisinden bir araba aldıklarını, ...'ın eşi Özlem Yılmaz ile hırsızlığa çıktığını, bu nedenle ...'ı tanıdığını, onun bilgisi dahilinde skoda bayisine gittiğini, araba aldıklarını, arabanın akıbeti hakkında hiçbir bilgisi olmadığını, daha sonra ... tarafından arabanın işlemlerini yapması için Doğan Levent Karakuş'a vekalet verilmesini istediğini, Doğan Levent Karakuş'u vekil tayin ettiğini, ancak bu kişiyi tanımadığını, kendisi adına Avukat ...'e vekalet verildiğinden haberinin olmadığını, ...'ın kendisini iyi tanıdığını, gerçek kimlik bilgilerini bildiğini, ayrıca ... adına düzenlenmiş sahte kimliği kullandığımdan da haberinin olduğunu beyan etmiştir.
3. Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılanın beyanı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda Mahkemece sanık ... ...'in suça konu ... 29. Noterliğince düzenlenen 09.07.2008 tarihli ve 104 yevmiye numaralı vekâletnamesi ile hakkında açılan resmi belgede sahtecilik suçu yönünden beraattine karar verildiği, buna ilişkin kararın temyiz edilmemesi üzerine 08.09.2016 tarihinde kesinleştiği, ayrıca katılana ait kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle sahte olarak düzenlendiği kabul edilen nüfus cüzdanının ele geçirilip duruşmada incelenemediği ve belgenin aldatma kabiliyetinin olup olmadığının tespit edilememesi karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10.Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli ve 2012/1077 Esas, 2016/336 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanunun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin (3) numaralı paragrafında yer alan "Sanığın hem nüfus cüzdanının ve hemde noterdeki vekaletnameyi yani birden çok sahte belgeyi sahte olarak düzenlediğinden sanığa verilen cezada TCK 43 maddesi gereğince 1/4 oranındı arttırım yapılarak sonuçta sanığın 3 yıl 20 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,” ibaresinin tamamen çıkarılması suretiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.