Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar
görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu nazara alındığında, suçtan zarar gören mağdure ile babası Kenan'ın duruşmada sanıktan şikayetçi olup cezalandırılması talebinde bulunmalarına rağmen Mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş ise de Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 tarihli ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararı da göz önüne alındığında mağdure ile babası Kenan'ın suçtan zarar gördüğü hususunda araştırma yapmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, aynı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mağdure Elif ve şikayetçi Kenan'ın katılan ve vekillerinin de katılanlar vekili olarak davaya kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarına teşebbüs ettiği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve 2014/296 Esas, 2015/250 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdure beyanı dışında somut delil bulunmadığına, mağdure beyanlarının soyut olduğuna, beyanlarını destekler delil bulunmadığına, görgüye dayalı tanık beyanı bulunmadığına, sanığın mağdureye karşı cinsel eylemi bulunmadığına, sanığın daha önce de çocukların çokça geldiğini müzede çalıştığını, orada herhangi bir sorunla karşılaşmadığını, mağdurenin olay günü olarak Cumartesi günü dediğini, şikayetçi Kenan'ın da 08.05.2014 Cumartesi günü dediğini halbuki 08.05.2014 günün Perşembe günü olduğunu beyan etmesi karşısında beyanlar arasında çelişki bulunup tüm beyanların gerçek olmadığına karine teşkil ettiğine, eksik soruşturma ile karar verildiğine, tanık İlhan'ın şikayetçi Kenan'ın eve yiyecek götürdüğüne şahit olduğuna ve tekrar dinlenmesi gerektiğine ve diğer hususlara ilişkindir.

B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği
Sanığa verilen ceza az olduğundan usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkin süre tutum talebinden ibarettir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve 2014/296 Esas, 2015/250 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ve katılanlar vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.03.2024 tarihinde karar verildi.