Beraat kararı verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiin temyiz isteği; sanık lehine vekâlet ücreti verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Olay tarihinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın sol el bileğini yaklaşık 5 cm kestiği ve neden böyle yaptığı sorulduğunda keserim, yarın daha büyüğünü de yaparım, bilerek yaptım, asker olmak istemiyorum diyerek kendisine zarar vermek için agresif hareketlerde bulunduğu, kendisine ve çevresine zarar vermemesi için yere yüz üstü yatırılarak kolları arkaya alınmak suretiyle kelepçe takıldığı, kelepçe takıldıktan sonra oh istediğim buydu, o da oldu dediği, daha sonra sakinleşmesi için askerlerce götürüldüğü yemekhanede kafasını masaya ve sandalyeye çarpmak suretiyle kendisine zarar vermeye çalıştığı ancak yanında bulunan askerler tarafından engellendiği, daha sonra ellerine takılı bulunan
kelepçeyle kelepçenin takılı bulunduğu yerini kestirerek kendisine zarar verdiği, kestirdiği yerlerden kan aktığı, kendisini BTM ile giderilebilecek şekilde yaraladığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kendini kasten yaralayarak askerliğe elverişsiz hale getirmek suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 79/1 maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında özetle; kendisini askerlikten kurtulmak için değil psikolojisi bozuk olduğu için yaraladığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın bilerek ve isteyerek kendini yaralamak suretiyle askerliğe elverişsiz hale getirmeye çalıştığından bahisle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanığın askerlikten kısmen veya tamamen kurtulmak özel maksadıyla hareket ettiğini söylemenin mümkün olmadığı, keza bu haliyle eyleminin müsnet suçu oluşturacak nitelik ve ağırlıkta bulunmadığı, eylem neticesinde suçun oluşumu için gerekli neticenin meydana gelmesinin mümkün bulunmadığı, dolayısıyla eyleminin elverişli bir eylem olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyete yönelik hükmünün kaldırılarak, atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden bahisle sanık hakkında beraat hükmü kurulmak suretiyle hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu vekâlet ücreti tayin olunması gerektiği gözetilmemiş, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin kararı vekâlet ücreti yönünden hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasına; “sanık ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca, yerel mahkemede yapılan yargılama yönünden 2.180,00 TL, istinaf yargılaması yönünden 3.375,00 TL vekâlet ücretinin Hazine'den alınıp sanığa verilmesine...” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Hınıs Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.