SUÇLAR: Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz süresinin geçmesinden doğan sonuçları ortadan kaldırmak üzere başvurulan eski hale getirme talebiyle ilgili olarak değerlendirme yapma ve karar verme yetkisinin 5271 sayılı Kanun’un 42 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Yargıtay'a ait bulunmasına rağmen yerel mahkemece bu istemle ilgili olarak verilen ek kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğu nazara alınarak yapılan değerlendirmede, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 6099 sayılı Kanunla değişik 10 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince tebligatın muhatabın bilinen en son adresine yapılması, bilinen en son adresinin tebligata elverişli olmaması veya tebligat yapılamaması halinde adres kayıt sistemindeki adresine aynı Kanun'un 21 inci maddesi gereğince tebligat yapılmasının gerektiği, beyan adresi ile adres kayıt sistemindeki adresinin aynı olması halinde önce 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebligat yapılması gerektiği ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 30 uncu maddesindeki "Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir." şeklindeki düzenleme de gözetildiğinde, her ne kadar yokluğunda tefhim edilen hükme ilişkin gerekçeli karar sanığın bilinen son adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca tebliğ edilmiş ise de, sanığa gerekçeli kararın tebliğine ilişkin evrakta bilgisine başvurulan ve haber verilen komşunun imzadan imtina ettiği belirtilmesine karşın, komşunun ismi ve hatta kapı numarası dahi tespit ve tevsik edilmeden tebliğ işlemi yapıldığı anlaşıldığından, bu hali ile yapılan tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası ile Yönetmelik'in 30 uncu maddesi hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmakla, gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle eski hale getirme talebinin kabulünün gerektiği, böylece sanık müdafiinin öğrenme üzerine verdiği temyiz dilekçesinin süresinde olduğu ve 5271 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Ardahan Asliye Ceza Mahkemesi tarafından mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önceki 102 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci ve beşinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Savunma hakkının ihlal edildiğine, sanığın savunmasının usulüne uygun alınmadığına, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair katılanın soyut iddiası dışında delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik araştırma ile karar verildiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış, temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçede açıklanan nedenlerle Ardahan Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2015 tarihli ve 2014/37 Esas, 2015/45 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2024 tarihinde karar verildi.