Mahkumiyet
Bakanlık vekilinin ve katılan ... vekilinin temyiz istemleri yönünden; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin kanun yolu aşamasında davaya katılma iradesinde bulunduğu ve hükmü temyiz ettiği görülmekle; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığı, katılan mağdurenin velayetinin babası olan sanık üzerinde bulunduğu, suç tarihinde on beş yaşından büyük mağdurenin karar tarihinde reşit olduğu bu nedenle velayet hakkı bulunmayan katılan ... vekilinin kararı temyiz hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
Sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz istekleri yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2015 tarihli ve 2013/271 Esas, 2015/171 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, mağdurenin daha önce bu eylemleri kimseye anlatmadığına, mağdurenin sanığın attığını iddia ettiği mesajları Mahkemeye sunmadığına ve Mahkemenin de bu hususu araştırmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığına ilişkin verilen raporun hatalı olduğuna, sanığa alt sınırdan ceza verilmesinin ve indirim hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna, verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
A. Bakanlık Vekili ve Katılan ... Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesi gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı gibi katılan mağdurenin velayetinin babası olan sanık üzerinde bulunduğu, suç tarihinde on beş yaşından büyük mağdurenin karar tarihinde
reşit olduğu, bu nedenle velayet hakkı bulunmayan katılan ... vekilinin kararı temyiz hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.
B. Sanık Müdafii ve Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden
1. Olayın intikal süresi, mağdurenin başka delille doğrulanmayan soyut beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Bozma gerekçesine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
A. Bakanlık Vekili ve Katılan ... Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2015 tarihli ve 2013/271 Esas, 2015/171 Karar sayılı kararırına yönelik Bakanlık vekili ve katılan ... vekilinin temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafii ve Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.06.2015 tarihli ve 2013/271 Esas, 2015/171 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan mağdure vekili temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak Sayın Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.03.2024 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy)
“Olayın intikal süresi, mağdurenin başka delille doğrulanmayan soyut beyanları, savunma ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan kararın bozulmasına ilişkin Sayın heyetin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Çünkü; Mağdurenin istikrarlı beyanları, olayın intikal şekli, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’nun raporu, olay tarihinde mağdurun uyuşturucu kullandığını sanık savunmuşsa da buna ilişkin raporun olmaması, sanığın eşi ... ve annesi ...’in sanığı cezadan kurtarmaya yönelik çelişkili beyanları, mağdurun annesi ...’in mağdurun beyanlarını doğrular ifadesi, mağdurun öz babasına iftira atmasını gerektirir sanığın ispatlanmayan iddialarından başka husumetinin olmaması dikkate alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediği kanaati ile yerel mahkemenin kararının onanması gerektiği görüşündeyim.