5271 sayılı CMK’nin 231/8-son cümlesi uyarınca, 29.09.2009 olan suç tarihinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 18.06.2013 tarihine kadar bazı kesintilerle dava zamanaşımı süresinin işlediği, bu tarihten sonra denetim süresi içinde işlenen kasıtlı suçtan dolayı verilen mahkûmiyet hükmü nedeniyle ihbar üzerine dosyanın yeniden ele alındığı, böylelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 18.06.2013 tarihinden, deneme süresi içinde ikinci suçun işlendiği 21.08.2013 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
1-Sahte araç muayene işlemi yaptığı iddiası ile dava açılan sanık hakkında, dosya içeriğinden ve UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırmada benzer nitelikteki eylemleri nedeniyle sonuçlanan, derdest dosyanın bulunduğu anlaşılmakla sanık hakkında sahte araç muayenesi yapmak suçundan açılmış başka dosyalarının olup olmadığı araştırılıp, var olması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 22/04/2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nin “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu da gözetilerek açıklanan ilkeler doğrultusunda sanığın fiillerinin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi, UYAP üzerinden sanığın kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerine konu benzer nitelikteki tüm diğer davaları da tespit edilip, her iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme biçimde işlenmiş tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu, iddianameden sonraki eylemlerin ise ayrı suçları oluşturacağı, resmi belgede sahtecilik suçundan sanık hakkında kesinleşen hükümler bulunduğu göz önünde tutularak, sonradan sübutu kabul edilen eylemler nedeniyle zincirleme suça ilişkin hükümler de uygulanarak tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerekeceği dikkate alınarak, kesinleşen ve yargılaması devam eden ilgili dava dosyalarının incelenip, yargılaması devam eden dava dosyasının mümkünse bu dava ile birleştirilmesi, diğer davalar yönünden de, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine konulmasından sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Belgede sahtecilik suçlarında, aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, orjinal örnekleri ilgili yerden getirtilerek suça konu belge asılları ile duruşmada karşılaştırılıp incelenmek suretiyle özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Kabule göre de;
a) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 29/09/2009 yerine 29/09/2010 olarak yazılması Yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 30/06/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.