Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Çayıralan İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 4251 parsel sayılı 182.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.

Davacı Hazine tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve yargılama sırasında müdahiller, ... ve ..., tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.01.2019 tarihli ve 2016/4742 Esas, 2019/345 Karar sayılı ilamıyla usule ilişkin nedenlerle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı Hazine'nin davasının reddine, müdahiller .... ve ...'ın davalarının kabulüne, çekişmeli 4251 parsel sayılı taşınmazın eşit paylarla ...,, ve ... adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve müdahiller ... ve müdahale talebi reddedilen ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1. Hükmü temyiz eden müdahil ... ve müdahale talebinde bulunan ... vekilinin dosya içerisinde bulunan yetki belgesi ile yetkilendirilen Avukat ...’a 23.03.2022 tarihinde gerekçeli kararın tebliğ edildiği, temyiz dilekçesinin UYAP sistemi üzerinden 10.06.2022 tarihinde gönderildiği, tebliğ tarihi ile temyiz tarihi arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 432/1 inci maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiş olduğu anlaşıldığından, adı geçenlerin temyiz inceleme isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın davacı Hazine’nin dayandığı tapu kaydının kapsamında kalmadığı, davalı tarafın dayandığı tapu kaydı kapsamında kaldığı kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, mahallinde 25.07.1991,08.07.1994,18.08.1997 ve 20.10.2015 tarihlerinde keşif yapılmış olup, 25.07.1991 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ..., davacı Hazine’nin dayanak K.Sani 1946 tarihli ve 91 sıra numaralı tapu kaydı haricinde kalan aynı tarih 88,89 ve 90 sıra numaralı tapu kayıtlarının sınırlarının nereye isabet ettiğini mahallinde göstermiş, davalıların dayanak yaptığı tapu kayıtlarında ise mevkiisi “...” olan kayıtlar yönünden, dava konusu taşınmazın mevkiisinin “...” olmayıp, Hazinenin dayanak kayıtlarında gösterildiği üzere “Sarıveli” olduğunu, sınırlarının ise nereyi gösterdiğini bilmediğini açıklamış ve fen bilirkişi raporunda gösterilen sınırların nereye isabet ettiği kroki üzerinde gösterilmiştir.
Öte yandan, mahallinde yapılan diğer keşiflerde alınan beyanlarda, davacı Hazine’nin dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı, ancak davalıların dayandıkları kayıtların ise dava konusu taşınmaza uyduğu ifade edilmiş olup İlk Derece Mahkemesince, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyup uymadığı hususunda, keşiflerde dinlenen kişilerin beyanları arasında çelişki oluşmasına rağmen, söz konusu çelişkiler usulünce giderilmemiş, davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının uygulamasında keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi bakımından komşu taşınmazlara ait tespit tutanakları ve varsa dayanağı kayıtları getirtilerek uygulanmamış, komşu taşınmazlarda adlarına tespit ve tescil kararı verilenlerin nüfus kayıt örneği getirtilip beyanların doğruluğu saptanmamış ve davalıların dayandıkları kayıtlarının bir kısmında yer alan “...” mevkisinin nereye isabet ettiği hususu açıklığa kavuşturulmamıştır.
Ayrıca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın davalıların dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı kabul edilmiş ise de, anılan kayıtların revizyon durumu, ilgili yerlerden sorulmak suretiyle varsa revizyon gördüğü taşınmazların tutanakları getirtilmemiş, davalıların dayandıkları tapu kayıtlarından 17.08.1977 tarihli ve 52 sıra numaralı tapu kaydının, geldi kaydının tescil ilamı sonucunda oluştuğu, sözü edilen tapu kaydının dayanağı olan tescil ilamının dosyada bulunan örneğine göre, tescil davasının hasımsız olarak görülüp sonuçlandırılmış olduğu ve bu itibarla söz konusu ilamda Hazine’nin taraf olmadığı anlaşıldığı halde, tescil ilamının davacı Hazine yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı düşünülmemiş, davacı Hazine’nin dayandığı K.Sani 1945 tarihlive 90 sıra numaralı tapu kaydının güney sınırında okunan “Sarıveli Yolu”nun eskiden dava konusu taşınmazın ortasından geçtiği yönünde beyanlar bulunmasına rağmen, bu beyanlar, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğraflarının incelenmesi suretiyle değerlendirilmemiş ve 11.07.1994 tarihli ziraat bilirkişisi Ali Duran Büyükarslan raporunda taşınmazın kuru tarım arazisi olduğunu, 05.11.2015 tarihli ziraat bilirkişisi ... ise sulu tarım arazisi olduğunu bildirmiş olmasına rağmen, taşınmazın niteliği hususunda raporlar arasındaki bu çelişki dahi giderilmeksizin hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm verilemez.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, davalıların dayandığı (hasımsız tescil ilamı ile oluşan kayıt hariç) tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Tapu Müdürlüğünden sorulmalı, revizyon görmüşlerse revizyon gördükleri parsellere ait kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıtları ile tüm komşu parsellere ilişkin kadastro tutanakların onaylı suretleri ve varsa dayanağı olan belgeler dosya arasına getirtilmeli, çekişmeli taşınmaza ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve denetimin sağlanması bakımından ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre aktarılan dava tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, dayanılan tapu kayıtlarının varsa krokisi / haritası zemine uygulanarak kaydın kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi uyarınca haritasına göre belirlenmeli; tapu kayıtlarının krokisinin / haritasının bulunmaması veya uygulanamaması durumunda, davacı ve davalı tarafın dayanak tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte okunup hudutlarının bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenerek tapu kayıtlarının kapsamı duraksamasız şekilde saptanmalı; tapu kayıt uygulamasında varsa kayıtların revizyon gördükleri parseller de dikkate alınmalı, revizyon görmüşlerse dava konusu taşınmazlarla birlikte birleşik kroki üzerinde gösterilmeli; tapu kayıt sınırlarının sabit sınırlı olup olmadığı belirlenmeli, gayri sabit sınır olduğunun anlaşılması halinde kaydın miktarı ile geçerli olacağı düşünülmeli; tapu kayıtlarının kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümlerinin bulunması halinde, geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, imar - ihyaya konu edilip edilmediği, imar - ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, kime ait olduğu, taksim edilip edilmediği, öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalıp kanunlar uyarınca Hazineye intikal eden yerlerden olup olmadığı hususları yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı ve beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; uygulamada önceki tarihli keşiflerde alınan beyanlar da dikkate alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın niteliği, kullanım durumu, imar - ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı ve böyle yerlerden ise imar - ihya edilip edilmediği hususlarında önceki tarihli ziraatçı bilirkişi raporlarını da irdeler şekilde tarımsal niteliğini açıklayan, taşınmaz bölümünün komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, taşınmazın sınırlarını ve niteliklerini, imar - ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini, önceki beyanlarda “Sarıveli Yolu” olarak gösterilen bölümün en eski tarihli ortofoto ve uydu fotoğraflarında mevcut olup olmadığını belirtir şekilde rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; zilyetlikle kazanım koşullarının varlığı halinde 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, davalı tarafça, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden edinilen taşınmaz miktarı araştırılarak, kanun maddesinde belirtilen sınırlamanın aşılıp aşılmadığı belirlenmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, müdahil ... ve müdahale talebinde bulunan ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024