SUÇLAR: Zor kullanma yetkisinin aşılması

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2021 tarihli ve 2020/14760 Soruşturma, 2021/53287 Karar sayılı kararı ile şikayetçinin iddiaları ile ilgili zor kullanma yetkisinin aşılması suçundan şüpheliler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı şikayetçi vekili tarafından yapılan itiraza ilişkin İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 20.09.2021 tarihli ve 2021/3103 Değişik iş sayılı kararının kesin olarak verildiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2022 tarihli ve 2021/28270 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/73202 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.06.2022 tarihli ve KYB-2022/73202 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin dilekçesinde özetle müvekkilinin polis memurları tarafından darp edildiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturma sonucunda kamera kayıtlarından müştekinin kendiliğinden düştüğü, polislere engel olduğunun anlaşıldığı, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca zor kullanma yetkisi olduğu ve zor kullanma esnasında sınırın aşıldığına dair delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; somut olayda, olay günü müştekinin sarhoş olduğu, sokakta yerde uyur vaziyette olduğu, çevredekilerce 112 acil servise haber verildiği, olay yerine hem sağlık hem emniyet görevlilerinin intikal ettiği, sağlık görevlilerince tutulan 20/01/2020 tarihli tutanakta “hastanın saldırgan bir tavrı olmamasına rağmen polis memurlarının hastayı ambulansın sert zeminine ittikleri, hastanın refleks olarak polisi ittiği, bunun üzerine polislerin hastayı kaldırıma itip yere yatırdıkları, sürücü polisin hastanın başına 3 defa tekme attığı, diğer polislerin de hastanın vücuduna tekme atarak darp ettikleri” şeklinde olayın anlatıldığı, olay yerindeki polis memuru ...’ın Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 28/02/2020 tarihli ve 2020/4010 sayılı raporda başında şişlik olduğu, BTM ile giderilebilir ölçüde olduğu belirtilmişse de tanık olarak ifadesine başvurulan sağlık memurlarının müştekinin polisi darp ettiğini görmediklerini belirttikleri, tanık ... Şimşek’in alınan ifadesinde eğilip kalkarken de başını aspiratöre çarpmış olabileceğini belirttiği,

Olay yerini kaydeden CD’lerden birinin içinin boş, diğerindeki videonun ise açılamadığı, bu itibarla CD’lerin olayın bütününü yansıtmaktan uzak olduğunun tespit edilmesi karşısında, kasten yaralama suçu bakımından kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, zor kullanma esnasında ölçünün aşılması hususunda delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1. 5271 sayılı Kanun'un inceleme konusu ile ilgili hükümleri;
"Madde 158- "(1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir."
Madde 160 - (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 - (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 - (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) Sulh Ceza Hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh Ceza Hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz."
Şeklinde düzenlemeler içermektedir.

2. Belirtilen yasal düzenlemeler ışığında inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde;
Şikayetçi vekilinin, müvekkilinin polis memurları tarafından darp edildiğinden bahisle şikayetçi olması üzerine yapılan soruşturma sonucunda kamera kayıtlarından müştekinin kendiliğinden düştüğü, polislere engel olduğunun anlaşıldığı, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca zor kullanma yetkisi olduğu ve zor kullanma esnasında sınırın aşıldığına dair delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;

Olay günü şikayetçinin sarhoş olduğu, sokakta yerde uyur vaziyette olduğu, çevredekilerce 112 acil servise haber verildiği, olay yerine hem sağlık hem emniyet görevlilerinin intikal ettiği, sağlık görevlilerince dosya içerisinde bulunan 20.01.2020 tarihli tutanakta “hastanın saldırgan bir tavrı olmamasına rağmen polis memurlarının hastayı ambulansın sert zeminine ittikleri, hastanın refleks olarak polisi ittiği, bunun üzerine polislerin hastayı kaldırıma itip yere yatırdıkları, sürücü polisin hastanın başına 3 defa tekme attığı, diğer polislerin de hastanın vücuduna tekme atarak darp ettikleri” şeklinde olayın anlatıldığı anlaşılmıştır.

Olay yerindeki polis memuru şüpheli ...’ın Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen 28.02.2020 tarihli raporun da başında şişlik olduğu, basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ölçüde olduğu belirtildiği, ifadesine başvurulan tanık sağlık memurlarının şikayetçinin polisi darp ettiğini görmediklerini belirttikleri, tanık A.Ş.’in alınan ifadesinde polis memurunun eğilip kalkarken başını aspiratöre çarpmış olabileceğini beyan etmiştir.

Olay yerini kaydeden 6 adet kamera görüntülerine ait CD kayıtlarından, birinin içinin boş, birinin ise videosunun açılamadığı, bu itibarla görüntülerin olayın bütününü yansıtıp yansıtmadığına ilişkin bilirkişi tarafından tam bir tespit olmaması karşısında, zor kullanma esnasında ölçünün aşılması hususunda delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabul edilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 20.09.2021 tarihli 2021/3103 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2024 tarihinde karar verildi.