Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hâlinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği 26.03.2010 tarihinde zamanaşımının durduğu ve deneme devresinde ikinci suçun işlendiği 24.08.2010 tarihinde yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede,
Sanık hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararının verildiği, sanığın denetim süresi içinde suç işlediği gerekçesiyle dosyanın yeniden ele alınarak hükmün açıklanmasına karar verildiği görülmekle; CMK'nın 230,231/11 ve 232/6. madde ve fıkraları uyarınca denetime ve infaza olanak verecek şekilde yeni bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükme atıf yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı olduğu anlaşılmışsa da; sanığın temyiz dışı sanık ile birlikte şikâyetçinin deposuna gündüz vakti deponun kapısına zarar vermek suretiyle girerek suça konu eşyaları çalması şeklindeki eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesinde öngörülen cezanın üst sınırına göre 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca hesaplanan 12 yıllık zamanaşımı süresinin, (zamanaşımının durduğu süreler de dikkate alınarak hesaplama yapılıp) 19.08.2009 olan suç tarihlerinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.