Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar ... ve arkadaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece; davalı tarafın, miras bırakan ile arasındaki soy bağının kesin olarak belirlenemediği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Gerek yürürlükten kaldırılan 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi ve gerekse 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 7. maddeleri hükümlerinde kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan herbirinin iddiasını, bir başka deyişle hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu, resmi sicil ve senetlerin belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturacağı, bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatının kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça her hangi bir şekle bağlı olmadığı açıklanmış, 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 29,4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 30. maddelerinde ise doğum ve ölümün, öncelikle nüfus sicilindeki kayıtlarla, nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir.
Somut olaya gelince; nüfusa kayıtlı olmayan ancak, 29 parsel sayılı taşınmaza malik olan miras bırakanlar ölü ..., ölü ... ve ölü ...'nın miraslarının son mirasçı olarak devlete kaldığının kanıtlanamadığı dosya içeriği ile belirlenmiştir.
Hal böyle olunca; mahkemece mirasçılık belgesinin iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yersiz gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz, davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalılara iadesine, 12.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.