Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
19.07.2013 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında 07.02.2014 tarihinde karşılıksız yararlanma suçundan kamu davasının açıldığı, Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 2014/35 Esas sayılı dosyasıyla sanık hakkında davanın reddine karar verildiği, katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin, 14.11.2017 tarihli ve 2016/2191 Esas, 2017/13811 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulduğu, ilk derece mahkemesince bozma ilâmına uyularak dosyanın 23.07.2013 tarihli eylem nedeniyle Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/368 Esas sayılı görülmekte olan dosya ile birleştirilmesine karar verildiği,
23.07.2013 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında 17.01.2014 tarihinde karşılıksız yararlanma suçundan kamu davasının açıldığı, Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 2014/22 Esas sayılı dosyasıyla sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan mahkûmiyet hükmünün verildiği, sanığın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin, 27.09.2017 tarihli ve 2016/12527 Esas, 2017/10555 Karar sayılı ilâmıyla hükmün bozulması üzerine Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/368 Esas sayılı dosyası ile bozma ilâmına uyularak 19.07.2013 tarihli eylem nedeniyle görülmekte olan Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/455 Esas sayılı dosyasının birleştirme kararına muvafakat verilerek her iki dosyanın birleştirilmesine karar verildiği anlaşılarak yapılan incelemede
Sanığın 19.07.2013 tarihinde kesilen enerjiyi izinsiz açarak kullanması ve 23.07.2013 tarihinde sayaçtan geçmeden direkt enerji kullanılması şeklinde iddia olunan eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. maddesinde düzenlenen karşılıksız yararlanma suçu için öngörülen cezanın üst sınıra göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca hesaplanan 8 yıllık olağan zamanaşımının, 19.07.2013 tarihli eylem nedeniyle 19.06.2014 olan sorgu tarihinden karar tarihine kadar, 23.07.2013 tarihli eylem nedeniyle 28.10.2014 olan mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunduğu anlaşılmakla,
Doğanşehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.04.2022 tarihli ve 2017/368 Esas, 2022/451 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1-1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.