Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Sivas ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 102,103 ada 136,108 ada 6,115 ada 25,130 ada 11,132 ada 4,5,8,9,17 ve 133 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 4660.53,1513.69,21510.50,2724.46,652.62,2938.68,495.71,2015.37,1774.38,1528.09 ve 63.48 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, zilyetlik yoluyla edinme şartlarının oluşmadığı ve kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı belirtilerek, ham toprak ve tarla niteliğiyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydına, satın almaya, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Sivas ili Merkez ilçesi ... Köyü 101 ada 102,103 ada 136,108 ada 6,115 ada 25,130 ada 11,132 ada 4,5,8,9,17 ve 133 ada 5 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kadastro tespitinin iptali ile taşınmazların adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Mahkemece, davacının senetsizden edindiği kuru araziler toplamının 100 dönümü - davalı parsellerin yüzölçümü ve senet bayilerinin senetsiz taşınmazları buna eklenmese bile - aştığı, 100 dönümden fazla senetsiz kuru tarım arazisinin edinilemeyeceği belirtilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, bu yönden yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli bulunmadığı, davacı ... adına belgesizden tespit ve tescil edildiği yazılı olan ve toplam olarak takriben 170 dönümü aşan taşınmazların kadastro tutanaklarının ilgili sütünunun incelenmesinde, taşınmazların çoğunun 1981 yılına ait emlak ve vergi kayıtlarına istinaden tespitinin yapılmış olduğunun, bu taşınmazlardan yalnızca 107 ada 21,108 ada 41,109 ada 2,13 ve 20,112 ada 3,115 ada 31,116 ada 1,120 ada 22,123 ada 393,132 ada 10,11,12,146 ada 20,152 ada 1 ve 6 parsel numaralı taşınmazların belgesizden tespit edildiğinin ve bunların toplam yüzölçümünün de takriben 43 dönüm olduğunun anlaşılmakta olduğu, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak, davacı adına belgesizden tespit edilen taşınmaz miktarının 100 dönümü aştığının kabul edilmesi ve bunun red gerekçesi yapılması dosya kapsamına uygun bulunmadığı açıklanarak, doğru sonuca varılabilmesi için mahkemece öncelikle, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavüllerinin getirilmesi, söz konusu kaydın hangi taşınmaza ait olduğunu bildirmesi için davacıya süre verilmesi ve bundan sonra tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin taşınmaza ait en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından celp edilerek dosyanın ikmal edilmesi ve akabinde mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılması ve yapılacak bu keşif sırasında, davacının tutunduğu tapu kaydının hangi taşınmaza ait olduğunu bildirmesi halinde tapu kaydının hudutlarının mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmesi, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanması, davacının dayandığı tapu kaydına kapsam tayin edilirken tapu kaydının revizyon durumunun da gözetilmesi, tapu kayıt maliki ile davacının akdi veya irsi ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı kroki düzenlettirilmesi; çekişmeli taşınmazın kısmen veya tamamen tapu kaydının kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde, bu taşınmazın tapu kaydına dayanılmayan diğer dava konusu taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi hakka istinaden kullanıldıkları, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadıkları, imar - ihyaya konu edilip edilmedikleri imar - ihyaya konu edilmişlerse ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; aynı yöntem izlenerek 3. kişilerden satın alınan taşınmazlar yönünden de davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının sorulup saptanması; bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi; beyanları arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılması; ziraatçi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların toprak yapıları ve nitelikleri ile imar - ihya ve zilyetlik durumlarını belirtir bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, çekişmeli taşınmazların incelenen hava fotoğraflarına göre sınırlarının ve niteliğinin belirlenmesi hususunda ve taşınmazlar üzerinde imar - ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığını ve tamamlanmış ise tamamlanma tarihini belirten rapor alınması; çekişmeli taşınmazların üzerindeki zilyetlik durumunun memleket haritası ve uydu fotoğrafları ile denetlenmesi, çekişmeli taşınmazları tüm yönleriyle gösterir yakın plan fotoğrafları çektirilerek dosyaya konulması ve sonucuna göre karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 102,103 ada 136,108 ada 6,115 ada 25 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tarla vasfıyla; 130 ada 11 parsel, 132 ada 4,5,8,9,17 ve 133 ada 5 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davanın reddine ve bu taşınmazların kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dava konusu 103 ada 136,115 ada 25 ve 133 ada 5 parsel sayılı parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ve davalı ... vekilinin, bu taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu 101 ada 102 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, 10.09.2015 tarihinde mahallinde yapılan keşifte dinlenen tespit bilirkişilerinden ..., dava konusu taşınmazın yaklaşık 10 yıldır kullanıldığını; ... ise, kadastro tespit tarihinden sonra zilyetliğin başladığını; davacı tanığı ... da, taşınmazın dava açıldıktan sonra tarla haline getirildiğini beyan etmiş, 2008 tarihinde alınan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın marjinal tarım arazisi olduğu rapor edildiği halde, 2015 tarihinde alınan ziraat bilirkişi raporunda, uzun yıllardır kullanılmayan, yeni sürüm yapılan taşınmaz olduğu, komşu mera taşınmazı ile ayırıcı sınırın bulunmadığı ve kıraç tarım arazisi olduğu belirtilmiştir. Öte yandan; 10.09.2021 tarihinde yapılan keşif sırasında mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri ve davacı tanığı bu kez, taşınmazın 50 - 60 yıldır davacının eklemeli zilyetliğinde bulunduğunu beyan etmişler, çelişkili beyanda bulunan tespit bilirkişisi ... ve davacı tanığı, bu keşifteki beyanlarının doğru olduğunu açıklamakla yetinmişlerdir. Hava fotoğraflarının incelemesinde, dava konusu taşınmazın uzun yıllardır kullanıldığı ve ziraat bilirkişi raporunda ise 35 - 40 yıl toprak işleme yapılan ikinci sınıf tarım arazisi olduğu açıklanmıştır.
Ne var ki, dava konusu taşınmazın sınırında dere geçtiği belirlenmesine rağmen, taşınmazın dere yatağı vasfında olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı yada derenin aktif etki alanından kalıp kaldığı hususunda jeolog bilirkişiden rapor alınmamış; yine dava konusu taşınmazın kuzey sınırında 101 ada 108 numaralı mera parseli, güney sınırında 101 ada 111 parsel numaralı ham toprak vasfındaki taşınmaz bulunmasına rağmen, yöntemince mera ve ham toprak araştırması da yapılmamış ve ziraat bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü / mahalleyi / mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden ve tespite dayanak vergi kaydı ilgili kurumdan getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köylerde ve taşınmazların bulunduğu köyde yaşayan şahıslar arasından seçilecek şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişilerden farklı jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, jeolog bilirkişisi, önceki bilirkişilerden farklı 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar - ihyaya konu edilip edilmediği, imar - ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, taşınmazın sınırında bulunan derenin taşkınına maruz kalıp kalmadığı, ham toprağa ve meraya doğru genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeye çalışılmalı, önceki keşiflerde alınan beyanlar irdelenmeli; jeolog bilirkişisinden, taşınmazın önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, derenin etkisi altında kalıp kalmadığı, derenin taşkın riski taşıyıp taşımadığı, taşınmazın jeolojik yönden zilyetlikle mülk edinilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılarak, dava önceki tarihli bilirkişi raporları da irdelenmek suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kuruluna, yine önceki tarihli bilirkişi raporları da irdelenerek, dava konusu taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, kullanım durumunu ve zilyetlik şekli ve süresini kesin olarak belirleyen, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar - ihyaya konu olmaya başladığı ve imar - ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı şekilde değerlendirmeyi içerir rapor hazırlattırılmalı ve taşınmazın, komşu mera parselinden kazanılıp kazanılmadığı, sınırlarında genişleme olup olmadığı, dava konusu taşınmaz ile mera ve ham toprak parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarının ve eklenecek fotoğraflarda, fotoğrafların hangi taşınmaza ve taşınmazın hangi bölümüne ait açıklanması belirtilmesi istenmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince bu hususları gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, bu parsel yönünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Dava konusu 108 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmaz hakkında hava fotoğrafı incelemesi yapmak suretiyle rapor tanzim eden harita mühendisi bilirkişisi ..., dava konusu taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet olduğunu, imar ihya edildiğini bildirmiş olmasına rağmen, aynı hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapmak suretiyle rapor tanzim harita mühendisleri ..., ... ve ..., dava konusu taşınmazın tarımsal faaliyete konu edilmediğini ve kullanılmadığını açıklamış olup, bu haliyle raporlar arasında çelişki oluştuğu halde, bu çelişki yöntemince giderilmemiştir.
Öte yandan; dava konusu taşınmazın sınırında dere geçtiği belirlenmesine rağmen, taşınmazın dere yatağı vasfında olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı yada derenin aktif etki alanından kalıp kaldığı hususunda jeolog bilirkişiden rapor alınmamış; yine dava konusu taşınmazın kuzey ve batı sınırında 107 ada 108 ve 108 ada 8 parsel numaralı ham toprak vasıflı taşınmazlar bulunmasına ve dava konusu taşınmazın vasfı kadastro tespitinde ham toprak olarak belirlenmiş olmasına rağmen, çekişmeli taşınmazın komşu taşınmazlardan ne şekilde ayrıldığı üzerinde durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü / mahalleyi / mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden ve tespite dayanak vergi kaydı ilgili kurumdan getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, gerektiğinde komşu köylerde ve taşınmazların bulunduğu köyde yaşayan şahıslar arasından seçilecek şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişilerden farklı jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, jeolog bilirkişisi, önceki bilirkişilerden farklı 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazın ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar - ihyaya konu edilip edilmediği, imar - ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, taşınmazın sınırında bulunan derenin taşkınına maruz kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; önceki keşiflerde alınan beyanlar irdelenmeli; jeolog bilirkişisinden, taşınmazın önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, derenin etkisi altında kalıp kalmadığı, derenin taşkın riski taşıyıp taşımadığı, taşınmazın jeolojik yönden zilyetlikle mülk edinilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine, hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik olarak ve temin edilebilecek en eski tarihli uydu fotoğrafları üzerinde de inceleme yaptırılmak ve daha önceki tarihli bilirkişi raporları da irdelenmek suretiyle, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği hususlarında rapor düzenlettirilmeli; ziraatçi mühendisi bilirkişi kuruluna, yine önceki tarihli bilirkişi raporları da irdelenerek, dava konusu taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, kullanım durumunu ve zilyetlik şekli ve süresini kesin olarak belirleyen, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar - ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar - ihyaya konu olmaya başladığı ve imar - ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir rapor hazırlattırılmalı ve komşu ham toprak parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığına ve hangi taşınmaza ait olduğuna dair gerekli açıklamanın yapıldığı fotoğrafların raporlara eklenmesi istenmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, bu parsel yönünden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4. Dava konusu 132 ada 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinc,e dava konusu taşınmazların özel harman yeri niteliğinde bulunmadığı, davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; davacı ..., dava konusu taşınmazları senetle satın aldığını ve satın aldığı tarihten beri de zilyetliğinde bulundurduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahallinde yapılan kemece keşif sırasında davacının dayandığı 05.11.1991 tarihli senet usulünce uygulandığı ve senedin dava konusu taşınmazları kapsadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların kesinleşen tutanakları incelendiğinde, arsa niteliğinde oldukları, mahkemece toplanan deliller, yapılan keşif, hava fotoğrafları ve ziraat bilirkişi raporlarına göre de dava konusu taşınmazların köy yerleşim yerinde arsa niteliğinde bulundukları anlaşılmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlarda, köy yerleşim yeri içerisinde, kendine özgülendiğinden şüphe bulunmamak kaydıyla, ev bahçesi, avlusu, arsası gibi amaçlarla kullanımın ekonomik amaca uygun zilyetlik olduğu kabul edilmekte olup, buna bağlı olarak davacı yarına taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekmekte ise de, dava konusu taşınmazlar tapusuz olup, tapusuz taşınmazlar yönünden mülkiyet, zilyetliğin devredilmesiyle intikal edeceğinden, keşif sırasında taşınmazların senetle satın alındığı tarihten itibaren davacının zilyetliğinde bulunup bulunmadığı yönünde alınan beyanların eksik ve yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi İlk Derece Mahkemesince, taşınmazların başında, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, gerektiğinde komşu köylerde ve taşınmazların bulunduğu köyde yaşayan şahıslar arasından seçilecek şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazın ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir kroki ve rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı ...’nın temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5. Dava konusu 130 ada 11,132 ada 8,9 ve 17 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava konusu taşınmazların özel harman yeri niteliğinde bulunmadığı, davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların kesinleşen tutanakları incelendiğinde arsa niteliğinde oldukları, dosya kapsamında toplanan deliller, yapılan keşif, hava fotoğrafları ve ziraat bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazların da köy yerleşim yerinde arsa niteliğinde bulundukları anlaşılmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlarda, köy yerleşim yeri içerisinde, kendine özgülendiğinden şüphe bulunmamak kaydıyla, ev bahçesi, avlusu, arsası gibi amaçlarla kullanımın ekonomik amaca uygun zilyetlik olduğu kabul edilmekte olup, çekişmeli taşınmazların, tespit tarihinden önce ahbunluk, ev ve ev bahçesi gibi amaçlarla kullanıldıkları, taşınmazların bu nitelikleri sebebiyle davacının bu kullanımının ekonomik amaca uygun zilyetlik olduğunun ve buna bağlı olarak ta davacı yararına zilyedlikle iktisap koşullarının gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bu parseller yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 103 ada 136,115 ada 25 ve 133 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ONANMASINA,
Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin, (4) ve (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, dava konusu 101 ada 102,108 ada 6,132 ada 4,5,130 ada 11,132 ada 8,9 ve 17 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.