Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl, birleşen ve asli müdahillerin davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının birleşen dosya davacısı ... vekili, birleşen dosya davacısı ... ve asli müdahil ... vekili, birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, birleşen dosya davacısı ... ve asli müdahil ... vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro çalışmaları sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 173 ada 14 parsel sayılı 243.285 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden mera vasfıyla Köy tüzelkişiliği adına, 173 ada 15 parsel sayılı 10.607,73 m2 yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden ham toprak vasfıyla hazine adına tespit edilmiş, 173 ada 23 parsel sayılı 14.845,80 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ve 13 parsel sayılı 18.374,62 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Asliy Huku Mahkemesinde davalı olduklarından malik haneleri boş bırakılarak tespiti yapılmıştır.
Davacı ... ... eklemeli zilyetliğe dayanarak 14 parsele, birleşen dosya davacısı ... haricen satın alma ve eklemeli zilyetliğe dayanarak 173 ada 15 parsele, birleşen dosya davacısı ... mirasen taksim ve eklemeli zilyetliğe dayanarak 173 ada 15 parsele itiraz davası açmıştır. Birleşen dosya davacısı ... ve birleşen dosya davacıları ... ve ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 173 ada 23 ve 13 parsele yönelik asliye hukuk mahkemesinde tescil davası açmış, taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle davaları kadastro mahkemesine devredilmiştir. Asli müdahiller ..., ... ve ... taşınmazların murislerinden geldiği ve halen kendileri tarafından kullanıldığını ileri sürerek tespite itiraz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde; " Tüm dosya kapsamı, yapılan keşifler ve keşif sonrası hazırlanan raporlar ile mahkememiz gözlemi birlikte değerlendirildiğinde davacıların ve müdahillerin davasının reddine karar vermiştir. Şöyle ki, dava konusu 173 ada 15 parselin ham toprak vasfı ile tespit gördüğü, davacıların yapılan keşifte zilyetlik ve imar ihya iddialarını ispatlayamadıkları, arazinin geçmişten beri ham toprak vasfını koruduğu, yakın zamana kadar hali vasfında olduğu, davacıların zilyetliklerinin bulunmadığı, imar ihyanın gerçekleşmediği, arazide yakın zamanda bir sürülü işlemin yapıldığı fakat gerekli taşların toplanıp bakım ve ıslahın gerçekleşmediğinin mahalli bilirkişi, tutanak bilirkişi hatta kısmen taraf tanıkları beyanları ziraat raporu ve mahkememiz gözlemiyle sabit olduğu, dava konusu yerin komşularının ham toprak ve mera parseli ile çevrildiği, aralarında doğal ya da yapay bir ayrımın olmadığı, idari men kararındaki sınırların araziyi kapsadığı anlaşılmakla, bu hususta mahalli bilirkişi beyanlarında herhangi bir tereddüt hasıl olmamakla hava fotoğrafları incelemesine lüzum görülmeyerek davaların ayrı ayrı reddi ile tespit gibi tesciline karar vermek gerekmiştir. Dava konusu 173 ada 14 parselin ise kadastro çalışmalarında mera olarak sınırlandırıldığı, dinlenen yeminli bilirkişi beyanlarında arazinin evveliyatının kadim mera ve hali vasfında olduğu, meradan açma işlemlerinin çok yakın bir zamanda gerçekleştiği, ziraat raporu ve mahkememiz gözleminde de herhangi bir ayırt edici sınır görülemediği, bu hususun tevsik edici fotoğraflara da yansıdığı, idari men kararında bahsedilen sınırların araziyi kapsadığı, aynı tespitlerin itiraz üzerine red kararı verilen idare mahkemesi kararıyla da örtüştüğü, ana dosya davacısının esasen dava açarken ninesi ...'tan gelen zilyetliğe dayandığı, daha sonra dedesine ait olduğu iddiasıyla çok fazla sayıda tapu ibraz ettiği, davacının dayandığı tapu kayıtlarının yapılan keşifte bilirkişilerce yönlerinin bilinemediği çok eski tarihli olup uygulama kabiliyetinin bulunmadığı bu bağlamda hukuki vasfını yitirdiği, esasen kadim mera olan yerde zilyetlik ve tapu iddialarının hukuki değerinin de bulunmadığı anlaşılmakla davaların reddi ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Tüm dava konusu parsellere müdahil oldukları anlaşılan ... ve... dosyaya delillerini sunmadıkları, daha önce başka bir köy davasında davacı oldukları, oradaki iddialarını buraya taşıyarak sınırlarını kendilerinin de bilmediği bir takım evrakları keşif esnasında ileri sürdükleri, yargılamanın geldiği aşama, yargılama usulu, iddiaların somutlaştırılmaması ve diğer davacı vekilinin de muvafakat etmemesiyle beyanları ciddiyetten uzak bulunmuş, zilyetliklerinin de olmadığı kendi ifadeleriyle anlaşıldığından bu iddialar dinlenmemiştir. Aynı şekilde keşiften sonra davacı ...'nun tapu iddiası yargılamaya yenilik katmayacağı dosyada yeterince maddi gerçeğe ulaşıldığı hızlı ve en az masrafla yargılamayı yürütmek mahkememiz görevi olduğu da dikkate alınarak yeni talepleri kabul görmemiştir. Dava konusu 173 ada 13 ve 23 parsellerin malik hanelerinin boş olduğu, yapılan keşif, mahkeme gözlemi ve ziraat raporuyla arazide herhangi bir ekili dikili tarımsal faaliyetin gerçekleşmediği, arazinin geçmişinin yakın zamana kadar hali ve ham toprak vasfında olduğu, diğer dava konusu mera ve komşu ham toprak parseli ile aralarında doğal ya da yapay bir sınırın bulunmadığı, idari men kararının arazileri kapsadığı, davacı ...'nin okunan vergi kaydının da arazi çevresindeki dava konusu mera parselini taşlık olarak okuduğu, kayıtların lehe olduğu kadar aleyhe de değerlendirilebileceği, yine davacı ...'nin iradi olarak 20 seneden fazla bir süre önce araziyi terk edip başka bir ile yerleştiği, arazi üzerinde herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığı, diğer davacılar ... ile ... in de arazide ekonomik işleve yönelik bir zilyetliğinin, zirai bir çalışmasının bulunmadığı, arazide tarımsal faaliyet gerçekleştirmeden sahiplenmenin ekonomik amaca yönelik bir zilyetlik sayılamayacağı, esasen davacı ...'in duruşmadaki beyanlarında da en az 30 yıl ekim biçim faaliyetleri yapmadıklarını ikrar ettiği, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının yapılan keşifte bilirkişilerce yönlerinin bilinemediği çok eski tarihli olup uygulama kabiliyetinin bulunmadığı bu bağlamda hukuki vasfını yitirdiği, esasen bu kayıtların da daha sonradan ibraz edildiği, ilk yapılan keşifte her ne kadar zilyetlik iddiaları teyit edilmiş ise de mera iddiası üzerine komşu köy bilirkişilerinin de katılımıyla mahkememizce yapılan keşifte zilyetlik emarelerine rastlanmadığının sabit olduğu anlaşılmakla ham toprak vasfı ile hazine adına kayıt ve tesciline karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, davacıların, birleşen dosya davacılarının ve tüm müdahil davacıların sübut bulmayan davalarının ayrı ayrı reddi ile, dava konusu 173 ada 14 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi mera olarak sınırlandırılarak özel sicile kaydına, dava konusu 173 ada 15 parsel sayılı taşınmazın aynı vasıf ve yüzölçümü ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 173 ada 13 ve 23 parsel sayılı taşınmazların ham toprak vasfı ve tutanakta belirtilen yüzölçümleri ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hükme karşı, birleşen dosya davacısı ... vekili, birleşen dosya davacısı ... ve asli Müdahil ... vekili, birleşen dosya davacısı ... ve arkadaşları vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, " ...İleri sürülen istinaf nedenleri, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle ilk derece mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesi" gerekçesiyle, istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, birleşen dosya davacısı ... ve asli müdahil ... vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacısı ... ve asli müdahil ... vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili, birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.