Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Temyizin kapsamına göre; Trabzon 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/659 Esas, 2016/215 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204,62 ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Tebliğnamede sahte belge üzerinde aldatıcılık niteliğinin tespiti açısından Mahkemece gözlem ve değerlendirme yapılması gerektiğinden bahisle bozma yönünde görüş bildirilmiştir.
Sanığın temyizi; verilen cezanın ağır olması nedeniyle hükmün bozularak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanığın başka suçlardan aramasının bulunduğu, bu sebeple arkadaşı ...'ün nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle üzerinde taşıdığı, 28.10.2015 tarihinde kolluk kuvvetlerince yapılan üst aramasında suça konu nüfus cüzdanının ele geçirildiği, sanığın suçunu ikrar ettiği, ekpertiz raporuna göre; nüfus cüzdanının orijinal olduğu, soğuk mühür izinin ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğunun belirtildiği, Mahkemesince dosyaya yansıyan tüm deliller çerçevesinde sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır
1. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarih 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hakime ait olup, duruşma esnasında suça konu belgenin yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerekiyorsa da; bilirkişi raporunun sanığa okunduğu ve dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyetçe yapılan gözlemde; yapılan sahteciliğin ilk bakışta dikkati çekmediği ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlendiğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.