Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası ile 43 üncü, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 8840 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiş, karar 29.01.2014 tarihinde kesinleşmiş,
2. Sanığın 28.12.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olup kararın kesinleşmesi nedeniyle, açıklanması geri bırakılan hüküm aynen açıklanmıştır.
Sanığın temyiz isteğinin; usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
Sanığın, polis memuru olan katılanlara yönelik "A...na kodumun polisleri, siz kim oluyorsunuz, beni nasıl götürürsünüz, siz bana karışamazsınız ben istediğimi yaparım." ve "Siz şerefsizsiniz a..na kodumun polisleri." diyerek hakarette bulunduğu iddiasıyla açılan davada, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği belirlenmiştir.
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde, duruşma açılmasını müteakip, sanığın duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı tebligat yapılarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanığa usûlune uygun tebligat yapılmadan yargılamaya devamla karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.