B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. 1.Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2013 tarihli ve 2012/1081 Esas, 2013/801 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 6.000 TL ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2013 tarihli ve 2012/1081 Esas, 2013/801 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 19.09.2017 tarihli ve 2017/27693 Esas, 2017/18636 Karar sayılı kararı ile "sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı 158/1. maddesine eklenen (I) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/110 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 6.000 TL ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

B. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.09.2020 tarihli, 15-2020/40869 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık müdafii sanığın atılı suçu işlemediğini belirterek, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması talebi ile kararı temyiz etmiştir.

1.Suç tarihinde katılanın kullandığı cep telefonunu arayan şahsın kendisini emniyet mensubu olarak tanıttığı ve katılanın banka hesaplarından terör örgütüne yardım edildiğini en yakın banka şubesine gitmesini istediği, operasyonun gizlilik içinde yapıldığını söylediği, katılanın bu duruma inandığı ve ...Ziraat Bankası Şubesinde hesabında bulunan parayı çektiği ve en yakın TEB Bankası Şubesine gitmesini istemesi üzerine gittiği, belirtilen telefon hattına ATM aracılığı ile 4.500 TL havale yaptırdığı daha sonra katılandan evde bulunan altınlarını bozmasını istediği, katılanın da evinde bulunan altınları ve 100 Euro'yu bozdurarak çeşitli telefon numaralarına ATM aracılığı ile toplam 1980 TL havale yaptığı, katılanın yine farklı telefon numaralarına ayrıca 760 TL havale ettiği, ardından yine yönlendirme ile ING Banktan çeşitli telefon numaralarına havale gönderdiği, toplamda 8.000 TL dolandırıldığı, katılanın daha sonra dolandırıldığını anlayarak şikâyetçi olduğu, TEB Bankasından alınan 26.06.2012 tarihli yazıda katılanın 1.450 TL para gönderdiği 13986941 numaralı kredi kartı hesabının sanık ...'a ait olduğu ve paranın Şanlıurfa ilinden çekildiğinin tespit edildiği, sanığın bu şekilde katılanı kandırarak haksız menfaat temin ettiği ve atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2.Sanık aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu kredi kartını öz dayısına verdiğini dayısının da kartı damadına verdiğini katılanı aramadığını ve parayı da kendisinin çekmediğini beyanla atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; sanığın vermiş olduğu ifade ve savunmasının üzerine atılı müsnet suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu hayatın olağan akışına ters düşen ve inkara dayalı savunmasının suçtan ve olası cezadan kurtulmaya yönelik olduğu itibar edilemeyeceği tanık ...'nın beyanlarının da sanığa atılı olan suçtan kurtarmaya yönelik olduğunun anlaşılmakla sanığın suçtan kurtulmaya yönelik aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmeyerek tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.

3.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.

4.Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Nitekim katılan da zararının giderilmediğini beyan etmiştir.

5.Yapılan yargılama sonunda, sanığın katılanı telefonla arayarak hileli davranışlarla katılanı aldatıp katılandan haksız menfaat temin ettiği ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde yazılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülmüş olup, suç tarihinde yürürlükte bulunan aynı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlüğe giren 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi hükümlerinden hangisinin sanığın lehine olduğu belirlenmesi gerekmekle, suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın eylem karşılığında öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırları bakımından sanığın lehine olduğu anlaşılmakla, sanığın kazanılmış hakkı da göz önünde bulundurularak, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.

1.Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/110 Karar sayılı kararında, katılanın 1.450 TL para yatırdığı kartın sanığa ait olduğu, sanığın savunmasında söz konusu kartı aldıktan hemen sonra dayısı olan tanık ...'ya verdiğini dayısının kendisine hamur yoğurma makinesi aldığını bu nedenle borcu olduğunu parası olmadığı için de kartını verdiğini 1.000,00 TL para çekmesi için verdiğini ancak kartı alamadığını dayısının kaybettiğini söylediğini kartı damadına verdiği onun da kartı kaybettiğini söylediğini beyan ettiği, tanık sıfatıyla dinlenen ... alınan beyanında kartı damadına verdiğini onun da...isimli bir şahsa verdiğini beyan ettiği, yine tanık sıfatıyla dinlenen ... alınan beyanında ...'nın kayınpederi olduğunu kart aldığını ancak kayınpederine ait olan kartı aldığını sanıkla aralarındaki hamur makinesinden kaynaklanan borcu bilmediğini, aldığı kartın kayınpederine ait olduğunu, sanığın kartını almadığını beyan ettiği, tüm dosya kapsamından sanığın savunmasının üzerine atılı müsnet suçtan kurtulmaya yönelik beyanlar olduğu, hayatın olağan akışına ters düşen ve inkara dayalı savunmasının suçtan ve olası cezadan kurtulmaya yönelik olduğu ve bu nedenle itibar edilemeyeceği, tanık ...'nın beyanlarının da sanığı atılı suçtan kurtarmaya yönelik olduğu, sanığın atılı suçu işlediği kanaatine varıldığı anlaşılmakla, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilerek, sanığın kredi kartını tanık ...'ya verdiğini beyan ettiği, tanığın da kredi kartını aldığını beyan ederek sanığın lehine ifade verdiği, bu nedenle tanık beyanına itibar edilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş olmasının yasaya aykırı olduğu ve kararın bozulması gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delilerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2019/278 Esas, 2020/110 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.