Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun(5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli tarihli kararı ile; sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlik ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Cumhuriyet savcısının temyizi; suça konu belge mahkemece incelemeden, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna ve sanığın en ağır hükümlüğünün tekerrüre esas alınması gerektiğine ilişkindir.

Suç tarihinde kolluk güçleri tarafından yapılan kontrolde durdurulan sanığın, görevlilere suça konu ... adına hazırlanmış sürücü belgesini ibraz ettiğini, yapılan araştırmada alınan kriminal raporuna göre sürücü belgesinin orijinal olduğu, üzerindeki fotoğrafın değiştirildiği, bu hali ile aldatıcılık yeteneğinin bulunduğunun belirtildiği, sanığın savunmalarında bahse konu sürücü belgesini yolda bulduğunu fotoğrafını değiştirerek kullandığını kabul ettiği, bu şekilde sanığın, resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle mahkemesince temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1. Her ne kadar mahkemece suça konu belge üzerinde aldatma niteliği hususunda gözlem yapılmamış ise de; dosya içerisine getirtilen sürücü belgesi aslının heyetçe yapılan incelemesinde; aldatma niteliğinin bulunduğunun gözlemlenmesi ile 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kuran Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

3. Mahkemece sanığın adli sicil kaydında yer alan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/312 Esas, 2006/405 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/599 Esas, 2015/610 Karar sayılı doğrudan verilen kesin adli para cezasının tekerrüre esas alınması hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 38. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki tekerrür uygulamasına ilişkin bölümde yer alan "...Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/599 esas 2015/610 karar sayılı 24/07/2007 tarihli ilamı ile "Kasten Yaralama Suçundan" aldığı 1.500 TL para cezasının..." ibarelerinin çıkarılarak yerine ''...Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/312 Esas, 2006/405 Karar sayılı kararının .." ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.