Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2015 tarihli ve 2015/3997 Esas, 2015/12356 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2015/177 Esas, 2016/200 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesine karar verilmiştir.

Sanık müdafii süre tutum dilekçesi vermiş olup usulüne uygun gerekçeli karar tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi vermemiştir.

1. Sanığın kasten öldürme suçundan hakkında yakalama kararı bulunduğu, suç tarihi olan 01.06.2016 günü polis memurları tarafından yakalandığı, yakalama sırasında üzerinde bulunan ...'ın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş kendi fotoğrafını havi nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin ele geçirildiği, sanığın suçunu ikrar ettiği anlaşılmıştır.

2. Sahte belgelerle ilgili ekspertiz raporu aldırıldığı, ekspertiz raporuna göre nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin her ikisinin de soğuk mühür ihtiva ettiği, aldatıcılık niteliğinin de bulunduğu, nüfus cüzdanının orijinal, sürücü belgesinin ise tamamen sahte olduğu, Mahkemece gözlem yapılmadığı ancak belgelerin dosya arasında bulunduğu belirlenmiştir.

3. Dosyaya yansıyan tüm deliller çerçevesinde; Mahkemesince sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Her ne kadar Mahkemece suça konu belge üzerinde aldatma niteliği hususunda gözlem yapılmamış ise de; dosya içerisinde bulunan nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi aslı üzerinde heyetçe yapılan incelemede; soğuk mühür de ihtiva eden belgelerdeki sahteciliğin objektif olarak aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirlenmiştir.

2. İki ayrı belge aynı anda ele geçirildiğinden 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi gözetilerek teşdit uygulanması gerekirken alt sınırdan ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;

Her iki belgede sahte olmasına rağmen sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanılmasına karar verilirken nüfus cüzdanının sanığa iadesine hükmedildiği, oysa nüfus cüzdanının ...'ın kimlik bilgilerine göre düzenlendiği ve sanığın fotoğrafını ihtiva ettiği dikkate alındığında dosya da delil olarak saklanılmasına karar verilmesi gerektiğinden bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

Gerekçe bölümünde (3) numaralı paragrafta açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında suça konu belgeler ile ilgili kararın verildiği paragrafta ''bir adet sanığa ait hakiki nüfus cüzdanının ise talebi halinde kendisine İADESİNE'' ibaresinin çıkarılması ve aynı paragrafta ''bir adet sahte sürücü belgesinin'' ibaresinden sonra gelmek üzere ''ve bir adet sahte nüfus cüzdanının'' ibaresinin eklenmesi suretiyle eleştirilen husus dışında hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.