Mahkûmiyet
1.Şikâyetçi şirket vekilinin temyizi yönünden; sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmeyen keşideci şirketin katılan sıfatının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği hükmü temyize hak ve yetkisi vermeyeceği belirlenmiştir.
2. Sanık müdafiinin temyizi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2015 tarihli ve 2015/5413 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.04.2016 tarihli ve 2015/189 Esas, 2016/302 Karar sayılı kararı ile sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Tebliğnamede; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde sanığın suça konu çeki bir önceki ciranta... Otomotivden aldığını belirtmesi ve buna ilişki fatura ibraz etmesi dikkate alınarak gerekli araştırmanın yapılması için bozmaya dair görüş serdedilmiştir.
1. Şikâyetçi vekilinin temyizi; sanığa verilen cezada teşdit uygulanması gerektiğine ve hatta sanığın eylemlerinin birden fazla sahtecilik suçuna vücut verdiğine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyizi; sanığın kendisinden önceki ciranta ile mal alışverişinin olduğuna,... Otomotiv adlı firmanın araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna ilişkindir.
Sanığın yasal unsurları haiz ikiz olarak üretilen sahte çeki ciro ederek 10.10.2023 tarihinde bankaya ibraz ettiği, çekin sahte olması nedeniyle işlem yapılmadığı, sanığın tüm yargılama safahatında suça konu çeki kimden ve ne sebeple aldığına dair herhangi bir belge, bilgi sunamadığı, kendisinden önceki cirantaların hiçbirini tanımadığını beyan ettiği, hatta kendisine ait ciroyu da inkâr ettiği, bilirkişi raporuna göre sanığın şirketine atfen atılan imzanın sanığın eli ürünü olduğu, tüm bu sebeplerle Mahkemesince mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
A. Tebliğname Yönünden
Sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında suça konu çeki kimden hangi sebeple aldığına dair herhangi bir bilgi ve belge sunamadığı, aksine cirantaları tanımadığını beyan ettiği, kaldı ki kendi şirketine atfen atılan ciroyu da inkâr etmesine rağmen, ekspertiz raporuna göre sanığın şirketine atfen atılan cironun sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği gibi soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanların çelişki arzettiği dikkate alındığında; suça konu çekin bankaya 10.10.2013 tarihinde ibraz edilmesine rağmen bu tarihten 26 gün sonrasının tarihini ihtiva eden ve temyiz aşamasında sanık müdafii tarafından sunulan faturaya itibar edilmesinin hukuken mümkün bulunmaması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B. Şikâyetçi Vekilinin Temyizi Yönünden
Ön inceleme bölümünün (1) numaralı paragrafında izah edildiği üzere şikâyetçi şirketin resmi belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmediği ve kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı belirlenerek temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
C. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçundan doğrudan zarar görmeyen keşideci şirketin davaya katılma hakkı bulunmadığı göz ardı edilerek usulsüz olarak verilen katılma kararı uyarınca şikâyetçi şirket lehine ve sanık aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
A. Şikâyetçi Vekilinin Temyizi Yönünden
Ön inceleme bölümünün birinci paragrafı ve gerekçenin (B) bendinde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünde (C-2) bendinde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından 2 numaralı paragrafın çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.