Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 43 üncü maddesi uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli ve 2015/153 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin deliller ile çelişkili olduğuna, yerel Mahkemenin mağdure ...’ye yönelik eylemi nedeniyle açılan davada beraat kararı vermesinin gerekçesiyle diğer mağdure ...’ya yönelik eylemi nedeniyle açılan davada mahkûmiyet kararı vermesinin kendi içinde çelişkili olduğuna, mağdurelerin soyut, kendi içerisinde dahi çelişkili, maddi gerçeklikle ve dosya kapsamında toplanan sair somut delillerle çelişkili olan beyanları yerine, sanığın istikrar ve ısrarlı, dosya kapsamında toplanan sair delillerle de desteklenen beyanlarına üstünlük tanınmasına ve sanık hakkında atılı suçtan beraat kararının verilmesinin gerektiğine ilişkindir.
Mağdurenin beyanlarının eylemin oluşuna yönelik soyut ve kendi içerisinde çelişkili olduğu ve başkaca somut delillerle doğrulanmadığı, ancak mağdurenin kardeşi ...nin beyanları ile doğrulandığı şekliyle sanığın mağdure ...'nın cinsel organını kıyafet üzerinden ellemek şeklindeki eylemlerinin; ani, kısa süreli ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2015 tarihli ve 2015/153 Esas, 2015/251 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.