B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/581 Esas, 2016/41 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Dörtyol 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.01.2016 tarihli ve 2015/581 Esas, 2016/41 Karar sayılı kararının katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 23.11.2017 tarihli ve 2017/25262 Esas, 2017/24499 Karar sayılı kararı ile "sanığın eyleminin hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın sayılı TCK'nın 158/1. maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma üzerine, İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/245 Esas, 2018/285 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 2 yıl 6 ay hapis ve 2.400 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık müdafii, sanığın atılı suçu işlemediğini, eksik inceleme sonucu verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir.
1.Suç tarihinde, katılanı açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen bir kişinin arayarak kendisini Baş Polis memuru ...olarak tanıttığı, bir soruşturma kapsamında vereceği numaralara para göndermesini istediği, katılanın paraları söylenen numaralara havale ettiği ve bu kişiye bu olaydan savcının haberi var mı diye sorduğu, bu kişinin elbette demesi üzerine katılanın...Adliyesine gittiği, bu sırada sanık ...'ın kendine ait olduğu alınan kriminal raporu ile anlaşılan... numaralı telefon ile...Adliyesi santraline ait ...numaralı telefonu arayıp kendisini C.Savcısı Bayram olarak tanıtıp polis noktasına bağlattığı, sanığın bundan sonra polis noktasında görevli tanık ... ile konuşup ... isimli kişi ile görüşmek istediğini söylediği, dışarıda bekleyen katılan ile telefonda konuştuğu bilahare olayın polis memurunun söz konusu numaranın C.Savcısı ...'e ait olup olmadığını araştırması sonucu söz konusu... numaralı telefonun o tarihte görevli ... isimli C.Savcısına ait olmadığının anlaşılması sonucu ortaya çıktığı, bu şekilde sanığın katılanı kandırarak katılandan haksız menfaat temin ettiği ve atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2.Sanık, aşamalardaki savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de katılanı adliye santraline bağlanarak arayan telefon hattının abonelik sözleşmesindeki imza ve yazıların sanığın eli ürünü olduğunun tespit edilmiş olması, katılan ve tanık beyanları birlikte değerlendirilerek, sanığın savunmalarına itibar edilmemiş ve tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
3.Bozmadan sonra, sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak sanığın uzlaşmayı kabul etmemesi nedeniyle, uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde rapor düzenlendiği görülmüştür.
4.Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Nitekim katılan da zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
5.Yapılan yargılama sonunda, sanığın katılanı telefonla arayarak hileli davranışlarla katılanı aldatıp katılandan haksız menfaat temin ettiği ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanığın aşamalardaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun kabulü ile TCK'nın 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde yazılı dolandırıcılık suçunu işlediği sabit görülmüş olup, suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK'nın 157 nci maddesinin birinci fıkrası ile suç tarihinde yürürlüğe giren TCK'nın 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi hükümlerinden hangisinin sanığın lehine olduğu belirlenmek gerekmekle, suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın eylem karşılığında öngörülen hapis cezasının alt ve üst sınırları bakımından sanığın lehine olduğu anlaşılmakla TCK'nın 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir.
1.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2.İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/245 Esas, 2018/285 Karar sayılı kararında, iddia, sanık savunması, katılan beyanı, taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin rapor ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın üzerine atılı suçun sübuta erdiği belirlenmekle, sanık hakkında Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delilerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin veriler dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.10.2018 tarihli ve 2018/245 Esas, 2018/285 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.