Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2016 tarihli ve 2015/318 Esas, 2016/212 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1.Mahkemece; sanığın, suça konu yasal unsurları haiz 30.12.2012 keşide tarihli ve 12.350,00 TL tutarındaki çeki kovuşturma aşamasında ölen ...ye verdiği, bu kişinin R.D.ye ve onun da S.I.ya verdiği, S.I.nın söz konusu çeki kredi kullanmak için bankaya sunduğunda sahte olduğunun ortaya çıktığı, alınan ekspertiz raporu ve yapılan gözlem ile çekteki sahteciliğin aldatma kabiliyetini haiz olduğunun anlaşıldığı, böylece atılı suçu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.

3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, suça konu çek belgesinin örneği, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarının ekspertiz ve uzmanlık raporları, kurumların cevabi yazıları, tanık beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcut olup çek aslının adli emanete alındığı anlaşılmıştır.

1.Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükmünün kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.