B O Z M A Ü Z E R İ N E
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.10.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3.Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2018 tarihli ve 2018/167 Esas, 2018/345 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine ve hükmü temyiz ettiğine yöneliktir.
1.Mahkemece; katılanı cep telefonundan arayıp kendisini polis olarak tanıtan bir erkek şahsın, adına terör örgütlerine para yatırmak suretiyle suça karıştığı şeklindeki hile ile kandırması ve yönlendirmesi neticesinde katılanın sanığın banka hesabına 4.000,00 TL para yatırdığı, eylemin suç tarihine göre lehe kabulle basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, kurumların cevabi yazıları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
4.Uzlaştırma işlemlerinin uygulandığı ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır.
1. Mahkemenin gerekçesine olay ve olgular kısmının (1) numaralı paragrafında yer verildiği üzere mahkûmiyet hükmünün kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Ancak; tekerrüre esas alınan Adana 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 24.06.2011 gün ve 2011/533 Esas, 2011/1690 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen resmi evlenme olmaksızın dinsel törenle evlenme fiilinin 10.06.2015 tarih ve 29382 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 27.05.2015 gün ve 2014/36 Esas, 2015/51 Karar sayılı kararı ile iptal edilip suç olmaktan çıkartılması nedeniyle bu ilamın tekerrüre esas alınamayacağının ve adli sicil kaydında tekerrüre esas alınabilecek başkaca mahkûmiyet hükmünün de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin paragrafın hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2024 tarihinde karar verildi.