Taraflar arasındaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tapu kaydının iptali ve taşınmazın 2/B'ye çıkarılması talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekili ve birleşen dosya davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

orman olarak tespit edilen taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılarak, davacı adına kullanıcı şerhi verilmesine ilişkindir.

Birleşen dosyada ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tapu kaydının iptali ile taşınmazın muris Şükriye adına tescili istemine ilişkindir.

1980 yılında...Mah. 469 ada 97 parsel sayılı taşınmazda tesis kadastrosu yapılmış, 469 ada 9-12-74-75-14-15 nolu parsellere ayrılmış, yapılan tespite Orman İşletme Müdürlüğü tarafından Niksar Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edilmiş, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 28.03.1983 tarihli ve 1980/504 Esas, 1982/13 sayılı kararı ile 469 ada 9-12-74-75-14-15 nolu parsellerin orman olduğu gerekçesi ile tespitleri iptal edilmiş, kütük sayfaları kapatılmıştır.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman kadastrosu ve 2/B uygulaması 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) 11. maddesi gereğince 25.10.1989 tarihinde kesinleşmiştir.

Kültür Mahallesi 469 ada 97 parsel sayılı taşınmaz tapuda orman niteliğiyle Hazine adına 2013 yılında tespit edilmiştir.

... Köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tapuda orman niteliğiyle Hazine adına 2015 yılında tespit edilmiştir.

Davacı ... vasisi ... dava dilekçesinde özetle; .... Mah. 469 ada 97 parsel numaralı taşınmazın 2013 yılında 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çerçevesinde yapılan kadastro çalışmasında orman niteliği ile Hazine adına tespit olunduğunu ve Hazine adına 08.01.2017 tarihinde tescil edildiğini, bu taşınmazı kendilerinin 1950 yılından beri kullandıklarını, taşınmazın tarım arazisi olduğunu, bu taşınmazın orman ile bir alakasının da bulunmadığını, bu taşınmaz hakkında daha önceden de ... Köyü'nün müdahalesinin Niksar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1971/816 Esas, 1973/490 Karar sayılı dosyası ile de men'ine karar verildiğini, bu taşınmazın zilyetliğinin kendilerinde olduğunu belirterek davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın 15.000 m²'lik kısmının orman niteliğini kaybetmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkartılarak ayrı bir parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, davacı ...'ın kullanıcısı olduğunun taşınmazın tapu kaydına şerh edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen dosya davacıları ... ve ... vekili dava dilekçelerinde; Tokat ili, Niksar ilçesi, Kültür Mah. 469 ada 97 parselde kayıtlı taşınmazın 6831 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan kadastro çalışmalarında 08/01/2017 tarihinde orman sayılan yerlerden olarak Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, oysa ki bu taşınmazın müvekkillerinin anneleri Şükriye Gerdan'dan intikal ettiğini, bu taşınmazları yaklaşık 150 yıldır kullandıklarını ancak yapılan tespit esnasında müvekkillerinin orada bulunmaması ve yaşlı olmaları nedeniyle bu tespite itirazda bulunamadıklarını, ayrıca yine bu taşınmaz hakkında aynı konuda müvekkillerinin kardeşi olan ... tarafından da Niksar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/291 Esas sayılı dosya ile dava açıldığını belirterek öncelikle iki davanın birleştirilmesine, davanın aynen kabulü ile, sınırları ve miktarı yapılacak keşifte netleşecek olan, şimdilik 15.000 m2'lik kısmının ayrı bir parsel numarası ile orman olarak yapılan kadastro tespitinin iptali ile müvekkillerinin dip murisi Şükriye'den intikal etmesi sebebiyle Şükriye mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Yapılan yargılamada Niksar Asliye Hukuk Mahkemesince; "uzman orman ve harita mühendisi bilirkişi tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada, çekişmeli taşınmazın 17.06.2020 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 4385,44 m2 ve (B) harfi ile gösterilen 3.610,65 m2'lik kısımlarının orman tahdit hattı içinde kaldığının belirlendiği" gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Davaların reddine ilişkin verilen karar davacı vekili ve birleşen dosya davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; "çekişmeli taşınmazın yörede yapılan Ek- 4. madde çalışmasında 2/B madde uygulama sahası olarak ayrılmayıp, orman olarak sınırlandırıldığı, buna göre davacı ...'ın bu yerde 2/B uygulaması yapılması konusunda idareyi zorlayıcı nitelikte dava açma imkanının bulunmadığı gibi, davacı ... ile birleşen dosya davacılarının mülkiyet istemine ilişkin yapılan değerlendirmede ise uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığından istinaf başvurularının esastan reddine" karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve birleşen dosya davacılar vekili tarafından; "bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere taşınmazın orman vasfını yitirdiğini, müvekkillerinin murisi ve ailesi tarafından 80-90 yıldır kuru tarım amaçlı malik sıfatıyla kullanıldığı, tespite konu alanların tarım alanı olduğu, söz konusu arazinin halen tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı beyanlarıyla istinaf başvurularının reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği" iddialarıyla temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dava davacı vekili ve birleşen dosya davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.