Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412

sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Avukat olan sanık hakkında, görev sırasında işlediği suçtan dolayı 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 58 inci ve 59 uncu maddeleri gereği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca resmi belgede sahtecilik suçundan yürütülen soruşturma kapsamında, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 07.08.2015 tarihli Olur yazısı üzerine Bakırköy 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.02.2016 tarihli ve 2016/17 Esas, 2016/58 Karar sayılı kararı ile son soruşturmanın açılmasına izin verildiği belirlenmiştir.

2. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/106 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanığın işlediği suçun avukatlık hak ve yetkisinin kötüye kullanılarak işlendiği kanaati hasıl olmakla cezanın infazından sonra başlamak üzere 1 yıl 3 ay süre ile avukatlık hak ve yetkisini kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir.

3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.02.2021 tarihli ve 2016/204814 sayılı, özetle; kovuşturma aşamasında uzmanlık alanı belli olmayan polis memurundan bilirkişi raporu temininin hukuka aykırı olduğu gerekçesine dayalı bozma talebini içeren Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; herhangi bir ara karar bulunmadığı hâlde celse arasında temyiz dışı sanık ...'nin imza örneklerinin alınması ve uzmanlık alanı belli olmayan bir kişiye dosyanın tevdii ile bilirkişi raporu talep edilip bir gün süre verilmesi ve rapora karşı beyanda bulunmak üzere süre verilmeyip beyanının; "Rapora karşı bir diyeceğimiz yoktur." şeklinde tutanağa geçirilmesiyle ara karar bulunmadığı hâlde tanığın son celse hazır edilip beyanlarına karşı süre verilmemesinin; faydasız sahtecilik kapsamında kalan olayda suçun unsurlarının oluşmadığı, temyiz dışı sanık ...'ye verilmiş herhangi bir yetki belgesi bulunmadığı için söz konusu tebliğ işleminin geçersiz olduğu, bilirkişi raporuna göre sahteciliği kimin yaptığının belli olmadığı, belgenin iğfal kabiliyetinin bulunmadığı hususları gözetilmeden beraat yerine mahkûmiyete karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanık stajyer avukat Simge'nin, avukatlık mesleğini icra eden sanık ...'ın yanında çalıştığı, katılan ile sanığın davalı Jale vekili olarak takip ettiği İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/804 Esas sayılı dava dosyası üzerinden görülen alacak davasının, sanığın müvekkili aleyhine sonuçlandığı, bahse konu kararın temyiz dışı sanık ...'ye Mahkeme kaleminde Yazı İşleri Müdürü tarafından 11.06.2013 tarihinde tebliğ edildiği ancak temyiz süresinin kaçırılmış olduğu fark edildiğinde tarihteki gün hanesinde yer alan ikinci (1) rakamının (7) olarak değiştirildiği anlaşılmıştır.

2. Sanık ile temyiz dışı sanık üzerilerine atılı suçlamayı kabul etmediklerini beyan etmişlerdir.

3. Katılanın beyanları dava dosyasında mevcuttur.

4. Gerekçeli kararı tebliğ eden İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü tanık sıfatıyla dinlenilmiştir.

5. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin, katılanın (davacı sıfatıyla) temyiz dilekçesinde iddia ettiği sahtecilik yönünden 26.02.2014 tarihli ve 2013/28230 Esas, 2014/5284 Karar sayılı geri çevirme kararı ve ekleri dava dosyasında mevcuttur.

6. Soruşturma aşamasında Emniyet Genel Müdürlüğü Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı ... tarafından tanzim olunan, 09.12.2013 tarihli; "Tetkik konusu mazbatanın arka yüzündeki '17.06.2013' tarih rakamlarından günü gösteren '7' rakamlarının, aynı yerde evvelce mevcut olan '1' rakamlarının üzerine sürşarj yöntemiyle farklı mürekkepli kalemle sonradan tahrifen oluşturulmuş oldukları tespit edilmiştir. ... Sürşarj yöntemiyle yapılan sahtecilikler, tahrifatı yapan kişinin kendine has olan yazım karakteristiğini genelde yansıtmayacağı... Yapılan sahtecilik ilk nazarda ve kolaylıkla dikkati çekmeyeceği cihetle, söz konusu belgenin aldatma kabiliyetini haiz olduğu" görüşünü içerir Bilirkişi Raporu dava dosyasında bulunmaktadır.

7. Kovuşturma aşamasında tanzim olunan 31.03.2016 tarihli Bilirkişi Raporu'nda; "Tetkik konusu çizgisiz kağıt üzerinde fotokopi vaziyette bulunan '17.06.2013' ibarelerinden '7' rakamlarının, aynı yerde evvelce mevcut olan '1' rakamlarının üzerine sürşarj yöntemiyle tahrifen husule getirilmiş oldukları belirlenmiştir. ... Aldatma kabiliyetini haiz olduğu ... sürşarj yöntemiyle yapılan sahtecilikler, tahrifatı yapan kişinin kendine has olan karakteristik özelliğini yansıtmayacağı..." görüşleri açıklanmıştır.

8. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

A. Tebliğname Görüşü Yönünden

Dava dosyasında mevcut ve Olay ve Olgular başlığı altında (6) numaralı paragrafta bilgilerine ve içeriğine yer verilen ve Mahkemece hükme esas alınan Bilirkişi Raporunun, Grafoloji ve Sahtecilik Uzmanı tarafından tanzim olunduğu ve kovuşturma aşamasında temin alınan raporla aralarında herhangi bir çelişkinin bulunmadığı anlaşılmakla, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.

B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/106 Esas, 2016/112 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.03.2024 tarihinde karar verildi.