Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf kararının bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
Kararın katılan vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, hükmün kaldırılması ile sanığın mahkûmiyetine hükmedilmiştir.
Mahkumiyet kararının sanık müdafii tarafından temyizi ve Dairemizin 22.12.2021 tarihli ilamı ile bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 51 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; Yargıtay kararlarında istikrarlı olarak sundurmanın ruhsata tabi olmadığının kabul edildiğine, yapılan imalatın, suça konu yerin bina niteliği taşımayıp atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, aynı durumdaki diğer daire sahipleri hakkında işlem yapılmayıp sadece sanık hakkında dava açılmasının hukuk devleti anlayışına aykırı olduğuna yöneliktir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, ikamet ettiği evin teras katını İmar Kanunu ve onaylı mimari projesine aykırı olarak sundurma ile kapattırarak yeni bir kullanım alanı oluşturmak suretiyle imar kirliliğine neden olduğu ileri sürülmüş olup, yapılan yargılama sonucunda, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda; imara aykırılığın katılan belediyenin imar planı içerisinde yer alıp, meskenin çatı katında projesine aykırı olarak kat yüksekliğinde ahşap sundurma ile bina eklentisi yapılarak kapatılan ve yeni kullanım alanı oluşturulan kısmın toplam alanının yaklaşık 78 m2 olduğu, söz konusu imalatın üstü kapalı ve eşyaların korunduğu ruhsata tabi yerlerden olup ruhsat almasının bu haliyle mümkün olmayan bina niteliğinde bulunduğu, imar kirliliğine neden olma suçunun unsurlarının oluştuğu kabul edilerek sanığın mahkumiyetine hükmedilmiş, Dairemizin bozma kararı üzerine sanığın yapı kayıt belgesi almadığı tespit edilmiştir.

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, aşağıdaki bozma sebebi dışında başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
İmar Kanunu'nun 5 inci maddesinde binanın, "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılar" olarak tanımlanmış olması hususu dikkate alındığında, dosya kapsamında aşamalarda alınan bilirkişi raporları ve ekindeki fotoğraflardan anlaşılacağı üzere, sanığın yanları ve önü açık şekilde sundurma yapma şeklindeki imalatın bina niteliğinde olmadığı gözetilmeden yetersiz ve yasal olmayan gerekçeyle mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.